Meme kanserine karşı ayna kullanın

Meme kanserine karşı ayna kullanın

Dünyada ve Türkiye’de vasati her 8 bayandan biri, yaşamının bir yarıyılında meme kanseri ile tanışıyor. Meme kanseri bayan kanserlerinin %30’unu oluşturuyor. Her 11 dakikada bir, 1 bayana meme kanseri tanısı konuyor. Bu kanser cinsinin görülme oranı her sene %1 ile 2 oranını çoğalıyor. Tüm dünyada her sene yeni meme kanseri tanısı alan hasta rakamı ise 1 milyon. Erkekler, bu kanser cinsinde bayanlara göre oldukça kısmetli. Zira meme kanserinin cinsiyete göre dağılım oranı %99 bayan, %1 erkek. Buna bağlı olarak da bayan popülasyonun, erkeklere göre 146 kat daha fazla tehlike altında olduğu öğreniliyor.

Meme kanserinin, özellikle bayan cinsiyeti ilgilendirdiği bu sayılar, meme kanserinin banal ve çağdaş sebeplerine bağlı olarak değişebiliyor. Misalin; hareketli hayat, az yağlı beslenme ve içkinin hudutlandırıldığı bir hayatla tehlike eksilebiliyor. Banal başka bir deyişle değiştirilemeyen etkenlere sahip bireylerde ise kumpaslı tarama programları ile hastalığın erken aşamada tutulması sağlanabiliyor.

En büyük rehabilitasyon galibiyeti meme kanserinde

Memorial Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kanserdeki en büyük büyümenin, meme kanserinin rehabilitasyonunda hakikatleştiği müjdesini vererek, “Meme kanserini pek çok kanser cinsine göre daha iyi tanıyoruz. Korunma ya da tehlikeyi eksiltme ve erken aşamada tutabilme yollarını öğreniyoruz. Erken aşamada tanı alan hadiselerde %100’e yakın oranda rehabilitasyon galibiyeti sağlıyoruz” dedi.

Meme farkındalığı için ilk adımı atın

1-31 Ekim “Meme Kanseri Farkındalık Ayı”nın ehemmiyetine dikkat sürükleyen Prof. Dr. Özdoğan, bir kadının öncelikle kendi memesinin farkında olmasının, meme kanserinde erken tanı ve galibiyetli bir rehabilitasyonun anahtarı olduğunu anlattı. “Her bayan, “altın değiş ve dikkatli bakış” ile kendini tanımalı, memesini her ay gözlemlemeli ve oluşabilecek rastgele bir farklılıkta hemen hekime müracaat etmelidir” diyen Prof. Dr. Özdoğan, “Bayanlara bu ekim ayı için çağrıda bulunuyoruz. Kendiliğindene meme tetkikini daha evvel yapmamış ya da bunun bir hekime müracaat etmemiş bayanlar, bu sene Ekim ayında kendileri için bir başlangıç yaparak meme hakimiyetlerini bir daha aksatmayacak biçimde hakikatleştirmeli. Meme kanseri, erken aşamada tutulduğunda hakimiyet altına alınarak, %100’e yakın oranda galibiyetli bir biçimde rehabilitasyon edilebilmektedir. Bu aslın göz arkasını edilmemesi gerekir” ihtarında bulundu.

Aynayı şuurlu kullanın

Her kadının hayatının bir parçası olan hatta çantadan yetersiz edilmeyen aynanın, kanserin tanısında çok ehemmiyetli bir yeri olduğu ve sıhhat emelli olarak da şuurlu bir biçimde kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Özdoğan, “Ayna bir bayan için ehemmiyetli bir aksesuar. Ayna sadece estetik emelli değil aynı zamanda sıhhat emelli olarak da kullanılmalı. Her bayana ayda bir kere kendine süre ayırıp 5 dakika ayna karşısında kendini izlemesini ve meme farkındalığı kazanmasını öneriyoruz. Memesini tanıyan en farkında olan bayan, oluşabilecek en minik bir farklılığı çok kısa zamanda tutacak, lüzumlu temkini alacaktır. Başka Bir Deyişle kendi kendinin hekimi olan, kendi uzvunu iyi tanıyan bayan çok ehemmiyetli bir meseleyi bertaraf etmiş olur. Yapılması gereken, her ay kumpaslı olarak 5 dakika ayna karşısında meme simetrisi, görüntüsü, meme başı akıntısı ve meme tenindeki rastgele bir farklılığı fark edip harekete geçmektir” söylemesi yaptı.

Çağdaş ve banal tehlike etkenlerine dikkat

Meme kanserinin çağdaş ve banal sebepleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Özdoğan, değiştirilebilir ve değiştirilemeyen bu etmenleri şöyle anlattı:

Banal başka bir deyişle değiştirilemeyen etkenler;

Yaş: 50 yaş ve üzeri şahıslar. Yaş ilerledikçe meme kanseri tehlikeyi çoğalır.

Aile hikayesi: Ailesinde anne, teyze, kuzen, kız kardeş, anneannede kanser hikayesi bulunanlar.

Erken yaşta adet gören, geç yaşta menopoza girenler: Adetin başlama tarihinin geciktiği her sene meme kanseri tehlikesini %20 eksiltirken, menopoza girme zamanının geciktiği her sene ise meme kanseri tehlikesini %3 artırmaktadır.

Daha evvel meme ile alakalı bir hastalık geçirenler

Bir memesinde kanser hikayesi olanlar

Memeye daha evvel biyopsi yaptırmış olanlar

Çağdaş başka bir deyişle değiştirilebilir etkenler;

Geç doğum: Hiç doğum yapmamış ya da geç doğum yapmış olanlar.

Beslenme alışkanlıkları: Çok yağlı ve ağır besinlerle beslenenlerde tehlike %30 çoğalmaktadır.

İçki: Günde 3 bardak ve daha fazla içki alanlar

Kimyevilere maruziyet: Işınıma maruz kalanlar

Menopozu geciktirme: Östrojen hormonu kullananlar

Sedanter hayat: Hareketsiz yaşayanlar, egzersizden uzak duranlar. Haftada 3 gün kumpaslı egzersiz, gözeticidir.

Doğum hakimiyet hapı: Doğum hakimiyet hapını uzun süreli olarak kullananlar

Yukarıya sayılan etkenlerin eksiltilmesi, sıhhatli hayat tekliflerine uyulması hastalığın %30 – 35 oranında daha az görülmesini sağlayacaktır.

Hangi yaşta hangi tanı ve hakimiyet usulü

Meme kanserinden korunmak ya da erken tanı için en ehemmiyetli adımlardan biri olan meme farkındalığının her bayan için 20 yaşından itibaren geçerli olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özdoğan, yaşa göre tanı ve hakimiyet usullerini şöyle sıraladı:

– 20-39 yaş arası her ay memenin ayna karşısında izlenmesi ve 3 senede bir muayenehane tetkik,

– 40-49 yaş arası memenin ayna karşısında izlenmesi, her sene muayenehane tetkik ve 1-2 senede bir mamografi,

– 50 yaş üzerinde ise memenin her ay ayna karşısında izlenmesi, her sene muayenehane tetkik ve her sene mamografi sürükletmek.

Günde 10 bin adım atın kalbinize iyi bakın

Günde 10 bin adım atın kalbinize iyi bakın

Kalbimiz daha doğmadan evvel yorulma dinlenme öğrenmeden her gün 100 bin kere atan en hayati uzvumuzdur. Bu mühendislik şahanesi muazzam makine günde takribî 10 tonluk bir tankı doldurabilecek kanı pompalarken çoğu zaman çalıştığının farkında dahi olmazsınız. Ancak siz bunu bir sızı, sıkışma veya kumpassız atım ile fark ediyorsanız kalbinizde bir şeyler ters gidiyor olabilir. Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Serkan Duyuler, sıhhatli bir kalp için yapılması gerekenleri anlattı.

Günde 10 bin adım atın!

Kalp sıhhatini tehdit eden öbür bir gidişatın ise hareketsizlik olduğunun altını çizen Duyuluer; ” Günde vasati 10 bin adım atarak kalbinizi gözetmeye katkıda bulunabilirsiniz. Hareket için tam fırsatları değerlendirmek ehemmiyetli. İş yerinde asansör kullanmamak, işe gidip kazançken birkaç durak ötede inmek ve yürümek veya vasıtanızı azıcık uzağa park edip yürümek gibi. Özellikle genç jenerasyonlarında sıhhatli olabilmesi için hareket koşul. Çocukların televizyon, bilgisayar, tablet karşısında süre geçirmelerindense anne babalarıyla yürüyüş veya yüzme gibi bir egzersiz yapmaları yararlı süre geçirme ismine en sıhhatli alternatif olacaktır. “

Sıhhatli bir kalp için;

1-Daha hareketli olmaya çalışın

2-Adım sayınızı çoğaldırın

3-Yemek porsiyonlarınız küçültün

4-Kumpaslı kalp tetkikinizi yaptırın

5-Tansiyonunuzu, şekerinizi, kolesterolünüzü ölçtürmeyi umursamama etmeyin.

6-Kalbiniz size kendini fark ettirmeden siz kalbinizin farkında olun. Kalbinizi neşelen…

Regliniz kumpassızsa sizde polip olabilir

Regliniz kumpassızsa sizde polip olabilir

Her bayan genellikle adet tarihini takip eder ve kendisini buna göre hazırlamaya çalışır. Ancak bazı ilaçların kullanımı, mevsim farklılıkları ya da muhtelif hastalıklar adet kanamalarının kumpassızlaşmasına neden olabilir. Bayanlarda rahim içi çeperi ve rahim ağzında alana gelebilen polipler de adet döngüsünün bozulmasının ehemmiyetli sebeplerinden biridir. Memorial Ataşehir Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Zeki Salar, bayanlarda rahim içi polipleri ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Her yaşta görülebilir

Polipler sıklıkla ”endometrium” ismi verilen rahim iç çeperinde bazen de rahim ağzında ortaya çıkan genellikle ufak, çoğu zaman iyi mizaçlı kitlelerdir. Rahmin iç katmanındaki kalınlaşmayla rahmin içinde oluşan et parçası olan polip, bayanlarda menopoz yarıyılı evvelinde görülebileceği gibi, bu süreçten sonra da tesirli olabilir. Büyüklükleri genellikle 1-2 cm kadar olmakla beraber, kimi zaman 10 cm büyüklüğe kadar ulaşabilirler. Poliplerin kanserleşme oranı oldukça azdır. Çoğu zaman ciddi sıhhat meselelerine neden olmazlar ancak özellikle adet döngüsünde bozulmaya neden olabilecekleri için umursanmalıdır. Bununla beraber meme kanseri rehabilitasyonu gören bayanlarda rahim içi polip yaradılışına sık tesadüfülmektedir. Bazı araştırmalar genetik geçişli olabileceğini bildirmektedir.

Kısırlığa neden olabiliyor

Rahim içi polipleri genel olarak suskunca ilerler ancak adet kumpassızlığı bulguların başında gelmektedir. Öteki şikayetler arasında uzun süren, yoğun bir biçimde olan adet kanamaları ve ara kanamalar bulunmaktadır.Ayrıca iki adet yarıyılı arasında kirletilmeler, uzun vajinal akıntılar ve kahverengi akıntılar görülebilir. Polipler cinsel ilişki sonrası kanamaya ve sızıya yol açabilir. Rahim içine yerleşen polipler hamile kalamama ve düşüklere de neden olabilmektedir.

Kumpaslı jinekolojik tetkiklerinizi aksatmayın

Kendisinde polip bulguları olduğunu fark eden bayanların zaman kaybeden hekime müracaat etmesi ehemmiyetlidir. Bunun yanında polipler bazı hastalarda hiçbir şiekayete neden olmayabilir. Bunun için kumpaslı jinekolojik tetkikler bayanlarda bu cins rahatsızlıkların tespit etilmesi açısından çok ehemmiyetlidir. Rahim ağzında mesken gösteren polipler tetkik esnasına tespit etilirken, rahim içindeki poliplerin teşhisi için adet yarıyılında ultrason yapılması yeterli olur. Kimi zaman teşhis 3 ebatlı ultrason, rahim filmi ya da rahim içerisine sterilize su verilerek netleştirilir.

Histeroskopi ile konforlu bir biçimde rehabilitasyon edilebiliyor

Rahim içi çeperi ve rahim ağzında alana gelebilen poliplerin rehabilitasyonu “Histeroskopi” ismi verilen usulle ile basitlikle yapılır. Bu harekât yerel ya da genel anestezi altında yapılır ve takribî 15-20 dakika sürer. Karın bölgesine kesi yapılmadan bir kamera ile girilir ve vajinal yolla rahme erişilerek polip kökü ile beraber çıkarılır. Bu sırada alınan parça tahlil emeliyle patolojik değerlendirmeye alınır. Yüksek bir oranda patoloji neticesine göre makûs mizaçlı bir rahatsızlık görülmez. Seyrek de olsa polipler tekerrür edebilir. Bu sebeple eş yakınmalar olursa bayan sıhhati mevzusunda bir uzmana tetkik olunmalıdır. Rastgele bir mesele olmasa da senelik jinekolojik hakimiyetlerin ehemmiyetli olduğu usta tutulmalıdır.Polip rehabilitasyonu, erken tanı ve doğru tasarılama sayesinde zaferle asıllaştırıldığında; adet kumpassızlığı, cinsel ilişki sonrası kanama ve sızı ile kısırlık gibi meseleler de ortadan kalkmaktadır.

Zatürreyi önlemenin ve korunmanın yolları

Zatürreyi önlemenin ve korunmanın yolları

Zatürre, rehabilitasyon usullerindeki büyümeler, aşılar sayesinde daha basit rehabilitasyon edilse de, hala ehemmiyetli bir mesele olmaya devam ediyor. Acıbadem İnternational Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, önlenebilir bir mesele olduğuna dikkat sürükleyerek, anne babaların çocuklarını zatürreden gözetmek için nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.

Çocuklar için riskli

Pnömoni, başka bir deyişle yaygın öğrenilen ismiyle zatürre, virüs ya da bakteriler sebebiyle akciğerlerde alana gelen bir enfeksiyon. Özellikle geçmişte bu enfeksiyonlar son derece riskli ebatlarda olmasına karşın, günümüzde gerek geliştirilen aşılar, gerekse rehabilitasyon usullerindeki büyümeler sayesinde artık çok daha basit rehabilitasyon edilebiliyor. Ancak, zatürre hala ebeveynleri huzursuz eden hastalıkların da başında da geliyor. Zira önlenebilir bir hastalık olmasına karşın, hala özellikle büyümekte olan ülkelerde 0-4 yaş arasındaki çocuklardaki vefatların ikinci sebebi olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her sene takribî 10-20 milyon arasında çocuk zatürre sebebiyle sağlık kurumuna yatırılıyor ve bunların da takribî 2 milyonu da ne yazık ki hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise; ilk yaşta sağlık kurumuna uyuyuşların yüzde 30-50’sinin sebebini zatürre oluşturuyor. Tüm çocuk hastaların zatürreye tutulma oranı da takribî yüzde 40 olarak gösteriliyor.

Zatürrenin en ehemmiyetli sebepleri

Sağlık Kurumuna gitmekte geç kalınması, aşılanmaların doğru yapılamaması, göçler zatürre sebebiyle hayat kayıplarının devem etmesindeki en ehemmiyetli unsurları oluşturuyor. Sualin bu ebatta devam etmesinin bir öbür sebebi ise bir hayli virüse bağlı zatürreye karşı hala bir aşının bulunmaması Grip mikrobu ve influenza hariç. Bir virüs olan influenza aşısının tehlike gruplarında yapılması viral pnömonilerin büyük bir kısmını yasaklayabiliyor.

0-1 yaş en tehlikeli grup

Zatürre bireyden şahsa dağılan viral ya da bakteri kaynaklı enfeksiyonlarla iletişimli olduğundan, çocukların yakın temas halinde oldukları güz ve kış aylarında yaygınlığı çoğalıyor. Solunum yoluyla alınan bakteri veya virüs üst solunum yolunu yakalanmıyorsa dolaysız akciğere inerek enfeksiyon yaratıyor. İyi beslenmeyen, hastalıklar sebebiyle bağışıklık sistemi zayıflamış olan, alerjik bir yapısı bulunan çocukların zatürre geçirme tehlikeyi daha yüksek oluyor.

En ehemmiyetli korunma aşılama

Zatürre açısından en ehemmiyetli nokta korunabilmek. Bunun için de aşılanma, sıhhatli beslenme, kumpaslı uyku gibi bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi son derece ehemmiyet taşıyor. Zatürrenin yaracağı problemler ve vefatların önüne geçilmesi için uygulanacak en ehemmiyetli strateji aşılanma. Türkiye’de de takribî 25 senelik kullanılan karma aşısının içinde zatürre sebeplerden biri olan hemofilüs influenzaya karşı da aşılama yapılıyor. Çocukların rutin aşı takviminde de yer alan ve içinde bir tip zatürre mikrobuna karşı aşının da olduğu karma aşının 2,4,6. aylarda ve 18. ay kesinlikle uygulanması gerekiyor. Bir de zatürre aşısı ismi altında 2-4-6 ay ve 1 yaşında da yapılan aşının uygulanması gerekiyor. Ayrıca, viral zatürrelerden korunmak için de özellikle 6 ay 3 yaş arası çocuklara kesinlikle grip aşısı yapılması öneriliyor. Bununla beraber, değişik hastalıkları bağlı olarak, bağışıklık sistemi düşmüş ya da dalağı alınan, özel kan hastalıkları olması gibi sıhhat meseleleri bulunan gidişatlarda özel bir zatürre aşısı yapılması ve vaziyete göre yinelenmesi ehemmiyet taşıyor. Bu aşı da kalıcı hastalığı olan şahısta 5 senede bir yinelenirken, geçici hastalığı olan şahısta o hastalık yarıyılında yapılıyor.

3 gün süresince ateş düşmüyorsa dikkat!

Ateş pek çok enfeksiyonda olduğu gibi zatürrede de ilk bulgu olarak ortaya çıkıyor. Özellikle 0-5 yaş arası çocuklarda besbelli bir hastalık hali olmasa da 3 gün süresince rehabilitasyona karşın düşmeyen ateşin uyarıcı olması ve zaman kaybedilmeden doktora müracaat etilmesi gerekiyor. Bununla beraber öksürük, burun akıntısı, beslenme güçlüğü, tedirginlik hali de hastalığın öbür bulguları arasında yer alıyor.

Çocuklarda zatürre ile alakalı anımsanması gerekenler:

– Zamanında tanı alıp rehabilitasyon edilen zatürrede oldukça süratli iyileşme sağlanabiliyor.

– Rehabilitasyon vaktinde çocukların kesinlikle dinlenmesini sağlayın.

– Korunmak için aşıların aksatmayın.

– Özellikle kış aylarında çocukları kapalı alanlarda ve hasta çocukların olduğu alanlara götürmeyin.

– Rehabilitasyon sırasında ve yevmiye hayat içinde çocukların bulunduğu alanların sık sık havalandırın.

– Çocukların beslenmesinde tüm gıda öğelerinden kesinlikle harcamasına itina gösterin.

– Çocukların yanında netlikle sigara içilmemesi ve içilen bir civarda bulundurulmasına dikkat edin.

Her anne babanın öğrenmesi gereken menenjit bulguları

Her anne babanın öğrenmesi gereken menenjit bulguları

Menenjit, beyin ve omuriliği içeren gözetici çeperlerin iltihaplanması neticeyi oluşan bir hastalıktır. Bu hastalığın değişik tipte bulguları olabilir. Özellikle çocuklar bu hastalığa karşı daha duyarlıdır. Bu sebeple anne – babaların menenjit bulgularının neler olduğunu öğrenmesi gerekir. İşte menenjiti tespit etmenizi sağlayacak bulgular.

Ani ateş

Menenjit bulgularından biri ani başlayan ateştir. Çocuk titremeye başlar ve üşüdüğünden şikâyet eder. Hastanın ateşi çok süratli bir biçimde yükselir. Yüksek ateş öbür bir hayli hastalığın da bulgusu olduğundan çocuğun vaziyetini dikkatli bir biçimde gözlemlemek ve öbür etkenlere dikkat etmek gerekir.

Şiddetli baş sızısı

Menenjitten kaynaklanan baş sızısı eforlu ve dayanılmazdır. Dahası, sızı hastanın boynunu da etkileyebilir. Yeni doğan bebeklerde bıngıldağın şişmesi ehemmiyetli bir menenjit bulgusu olabilir.

Çift görme

Menenjitten etkilenen bir birey görme hünerini odaklayamaz; bu surattan çift görmeye başlar.

Mide sızısı, bulantı ve kusma

Menenjit olan hasta iştahını kaybeder. Zaman zaman kusma ile beraber devamlı mide bulantısı görülür.

Parlak ışığa duyarlılık

Menenjitin bir öbür bulgusu da ışığa karşı duyarlılıktır. Parlak ışık, çocuğun gözlerinin sulanmasına ve bulantıya neden olur. Aynı zamanda baş ağrısını çoğaldırır.

Boyun art adalelerin sertliği

Menenjit olan bir çocuk, kafası geriye doğru uyumuş, bacakları bükülmüş bir konumda görülebilir. Boynunu açmak güçtür, adaleleri sertleşmiştir.

Bacakların açılmaması

Çocuğun bacakları dizlerinden bükülür ve bu pozisyonda açılmaları muhtemel değildir. Bacaklar, takribî 90 derece kaldırıldığında tamamen uzatılmaz.

Çözülemeyen cilt kızarıklıkları

Menenjitte ten döküntüleri de görülebilir. Kolay bir testle döküntülerin menenjite bağlı olup olmadığı tespit edilebilir. Sırça bir kadehi döküntülerin üzerine tutun ve solgunlaşana kadar sıkıca bastırın. Şayet kirler cilt ile beraber solgunlaşırsa, şahısta menenjit görülmez. Döküntü solmazsa, tıbbi takviye isteyin.

Menenjit riskli bir hastalıktır, bu sebeple bu semptomlardan rastgele biri tespit edildiğinde anında bir ambulans çağrılmalıdır.

Bu temkinler kış hastalıklarını kovar

Bu temkinler kış hastalıklarını kovar

Havaların soğumasıyla beraber kapalı alanlarda kalmak kaçınılmaz oluyor. Kalabalık civarlarda toplanan insanlar mikroplara maruz kalıyor. Bu mikroplar daha evvel bulaşmayı ve solunum sistemi içinde artmayı muvaffak oldukları insanlardan civara saçılıyor. Aynı mekanda bulunan öbür şahısların soluduğu solukla bulaşan mikroplar soğuk algınlığı, nezle ve gribi birliktesi getiriyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu KBB Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, kış hastalıklarından korunmak için alınması gereken tedbirleri anlattı.

hasta

Bağışıklığınızı kuvvetlendirerek mikroplarla savaşın

Hemen herkesin nezle, grip, soğuk algınlığı, üşütme, şifayı kapma gibi ifadelerle bildiği ve yaşadığı bir tablo vardır ki bunlara genel ismi ile akut üst solunum yolu enfeksiyonu denilmektedir. Bu hastalıklara neden olan mikroorganizmalar başka bir deyişle mikroplar da tüm canlılar gibi yaşamda kalma ve cinslerinin devamını getirme gayreti vermektedir. Doğru usul mikroorganizmaları dünyadan silmeye çalışmak değil, hayat alanlarındaki rakamlarını eksiltmek, riskli olacakları seviyede artmalarına mani olmak ve eforlu bir bağışıklık sistemine sahip olmaktır.

Bulgular şiddetleniyorsa kesinlikle hekime gidin

Solunum yolu enfeksiyonları güz ve kış mevsimlerinde daha sık görülmektedir. Bulaşma genellikle kapalı ve kalabalık civarlarda reelleşmektedir. Mikroplar bulaşacakları insanı seçmezler. Şahsın hastalanma olasılığı; şahsa bulaşan mikroorganizmaların ölçüyü ile çoğalmakta, bağışıklık sisteminin korunma marifeti ile eksilmektedir. Şayet hastalık bulguları hafif ve yeni başlamışsa şahsın atlatma kaderi yüksek olabilmektedir. Ancak,

– Bulguların şiddeti çoğalış gösteriyorsa,

– Çoğalmıyor ancak gevşememekte ısrar ediyorsa,

– Başka uzuv ve dokuları da tesir altına almaya başladıysa,

– Başka bir sıhhat meseleyi suratından şahsa hekimi “Siz kesinlikle her soğuk algınlığında hekime gidin!” dediyse,

– Soğuk algınlığı şikayetleriniz, hekime gitmeden iyileşmiyorsa,

Şahsın zaman kaybetmeden soğuk algınlığının teşhisini netleştirilmesi, rehabilitasyon programına alınmak için kesinlikle bir uzmana tetkik olması gerekmektedir.

grip

Dikkat faktörüz gerekenler

Bu hastalıklardan korunmak ve tutulmamak başka bir deyişle mikroorganizmaların barınmasını, yeni insanlara bulaşmasını yasaklamak için:

– Toplu halde zaman geçirilen etrafları iyi havalandırmak,

– Günde vasati 10 kadeh su içmek,

– Bedene uyku yetersizliği yaşatmamak,

– Balanslı beslenmeye dikkat etmek,

– Sık sık el yıkamak ehemmiyetlidir.

Tüm bunlara ek olarak şahsın; beden yapısına uygun seçilmiş, lüzumlu ön eğitimlerin alındığı, acemi de olsa bir atletik egzersiz alışkanlığı olması lüzumludur. Bu egzersizlerin bir hobi ya da boş zaman etkinliği gibi değil, hayat rutini olarak özümsenmesi gerekmektedir. Burada ehemmiyetli olan bu tedbirlerin iyileşmek için değil, hasta olmamak için alındığının şuurunda olabilmektir.

yoğurt

Doğru gıdalar ve istirahat iyileştiriyor

Tam bu temkinler alınıp yeniden de hastalanıldıysa iyileşmek için bazı ehemmiyetli mevzulara dikkat edilmelidir.

– Yoğurt ve öbür süt mahsulleri harcanmalı,

– Günde 4 – 5 kadeh su, bir o kadar da nebat çayı çok sıcak olmaması koşuluyla içilmeli,

– Az ama sık olarak narenciye, nar, kivi, öbür meyveler ve kuruyemişler yenmelidir.

– Soğan ve onun gibi ham harcanan yeşillikler ve hatta kimi baharatlar bağışıklık sistemini destekleme mevzusundaki zaferini kanıtlamış gıdalardır.

– Natürel ve olası olduğunca işlenmemiş ve yoğun lif içerikli beslenme, uzmanlarca önerilmektedir.

– Vücutsal enerjiyi doğru kullanmak, iyileşme sürecinde uykuya sıradandan daha fazla zaman ayırmak gerekmektedir. Şikayetler şiddetlendikçe istirahate olan lüzum çoğalmaktadır.

– İyileşme sürecinde sıcak ve soğuk civara göre elbise tercihinin de doğru yapılması gerekmektedir.

Çocuklarda kusmayı dikkate alın

Çocuklarda kusmayı dikkate alın

Düşen hava sıcaklıklarıyla beraber salgın hastalıklar da çoğalış gösteriyor. En fazla çocukları tesiri altına alan bu hastalıkların başında ise kusma ve ishal geliyor. Bu sıhhat meselelerinin altında genellikle, muhtelif yollarla sindirim sistemine alınan virüsler uyuyor. Bedende süratle su kaybına yol açabilen kusma ve ishal, kaybedilen akışkanın geri kazanılmaması vaziyetinde ise ağır neticeler doğurabiliyor. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm Dr. Özlem Sipahi, “Şiddetli kusmalar ise değişik hastalıkların sinyalini veriyor olabilir.” dedi.

Kusma, akut gastroenterit mide bağırsak enfeksiyonu hastalığının bulgularından biridir. Çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonlarından menenjite kadar pek çok hastalığın ilk bulgusu olan kusmaya bir de sulu dışkı, karın sızısı, halsizlik ve sıkıntılılık gibi bulgular ilave edildiğinde bu gidişat gastroenterit ishal olarak adlandırılıyor. Çocukların bir kısmı kustuğunu söyler ancak ishal olduğunu söylemeyebilir. Bu sebeple kusmaya başlayan çocuğun dışkılama rakamı ve dışkının kıvamı kesinlikle takip altına alınmalıdır.

İshal ve kusma bakterileri bedenden atmaya destekçidir

Çocuğun ishal mikrobu sebebiyle muhtelif rahatsızlıklar yaşamaya başlaması, bakterilerin bedenin ilk korunma duvarını aştığını gösterir. Bu da bakterilerin beden hücrelerini yok etmesi, kesintisiz olarak bağırsaklarda artması ve milyonlarca mikroptan oluşan bir ordu kurması olarak söylenebilir. Bu düşman orduyu bedenden atmanın en pratik yolu kusma ve ishal biçimindeki dışkılamadır. Zira kusma ve ishal ile her kezinde ehemmiyetli ölçüde bakteri devre dışı vazgeçilmiş olur. Beden aksi biçimde davransaydı bakterilerin rakamı giderek çoğalabilir, bağırsak duvarını delerek tüm bedene dağılabilirdi. Bu sebeple kusma ve ishal bulgularının ehemmiyetli bir emele hizmet ettiği öğrenilmeli ve önüne geçilmeye çalışılmamalıdır.

İshal ve kusma yaşayan çocuk yemek mevzusunda zorlanmamalı

Mevcut bakterilerle savaş halinde olan mide işlevini yerine getiremez. Bu nedenle çocuk, yemek yemek istemeyecektir. Bu gidişatın sıradan olduğu, çocuğun zorlanmaması gerektiği ve iyi sezmesi vaziyetinde kendisinin yemeğe başlayacağı unutulmamalıdır. Böyle vaziyetlerde öncelikle çocuğun yeme isteği desteklenmelidir. Bunun için 1 yaşından ufak çocuklar, anne sütü veya mamayla beslenmeye devam etmelidir. Çocuklara ise ishale en iyi gelen besinler olan konut etrafında mayalanmış yoğurt, pirinç suyu ve lapası, haşlanmış patates ve çubuk kraker gibi hafif yiyecekler verilmelidir. Ayrıca çocuk, şekerli besinlerden uzak yakalanmalıdır.

Kusma başka hastalıkların habercisi olabilir

Hakikatinde kusma, her çocukta ve bebekte görülebilen genel bir problemdir. Fakat bazı vaziyetlerde hastalık habercisi olabilir. Bunu tanımlayan etkense kusmanın şiddeti, ölçüyü ve zamanıdır. Bebeklerde görülebilen şiddetli kusmalar, sindirim sistemiyle alakalı hastalıkların sinyalini veriyor olabilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarının yanı gizeme mide darlığı da fışkırarak kusmaya yol açabilir. Ayrıca reflü, erişkinlerde olduğu kadar 1 yaş altındaki bebeklerde de sıkça görülebilir.

Su kaybı ciddiye alınmalı

Bedende ishal ve kusma büyüdüğünde dikkat edilmesi gereken en ehemmiyetli mevzu ise oluşan su kaybıdır. Her kusma ve ishal dışkılaması sırasında beden, hücrelerinde bulunan su ve tuzu kaybeder. Bu nedenle bedenin susuz kalması ölümcül neticelere yol açabilir. Sıvı kaybına neden olmayacak günlük kusma 2 veya 3 iken, ishalli dışkılama ise 4 ya da 5’tir. Şayet çocuk kusmuyor sadece ishal problemi yaşıyorsa, susuz kalma olasılığı daha düşüktür. Fakat çocuk, aldığı her akışkanı 10 dakika içerisinde kusarak çıkarıyorsa, susuz kalma riski altındadır ve kesinlikle bir doktora müracaat etilmesi gerekir. Bunun yanında, ateşle beraber ishal yaşayan, kusmuğunda kan ve dışkısında mukus sümüksü madde görülen, ishal ve kusması ağır olmamasına karşın süresi 10 günü geçen, ayrıca tedirgin ve çok ağlayan bebek ve çocuklar da bir uzmana gösterilmelidir.

Aşılar Alzheimer'e yol açıyor mu

Aşılar Alzheimer’e yol açıyor mu

Aşinayı üzere aşılama takribî 230 yıldır tam dünyada uygulanan, milyonlarca vefatı yasaklayan, bazı hastalıkları ortadan kaldıran en tesirli ve ucuz sıhhat koruma usulüdür.

Ne yazık ki son zamanlarda aşının içerisinde civa bulunduğu ve aşı içerisinde yer alan çok düşük seviyedeki alüminyumun Alzheimer hastalığına yol açtığı gibi bilimsel hakikatlerden uzak ve netlikle doğru olmayan ifadeler yayın uzuvlarında yer almaktadır.

Tam dünyada, imtiyazsız tam ülkelerde uygulanan aşıların hasarlı olduğuna dair yapılan bu yayınlara mevzu olan şahısların, aşı ile korunulan hastalıkların gidişatı, aşılama ile ne oranda yasaklandığı, aşılama olmazsa neticeleri mevzusunda eğitimi olmamaları yeis vericidir.

aşılama

Aşılama yalanlanıyor

Aşılar sayesinde aşıyla korunulabilen hastalıklar en az %98 oranında eksilmişken ve kimileri ortadan kalkmışken bu yayınlar sonucunda aşı reddinde ciddi bir çoğalış gözlemlenmektedir. Misalin aşıyı yalanlayan aile rakamı 2011 senesinde 183, 2013 senesinde 913, 2015 senesinde 5091 iken, 2016 senesinde 10.000′ in üzerine çıkmıştır.

Aşı redlerinde akademik ünvan taşıyan ancak mevzunun uzmanı olmayan şahısların konuşmaları en büyük faktördür. Aşılama ile her sene takribî 14.000 vefat yasaklandığı dikkate alınırsa aşılanmayan bu 10.000 çocuğun bir kısmının can vereceğini hipotez etmek güç değildir.

aşı

Hastalıklar çoğalıyor

Bunun sonucunda da bazı hastalıklarda çoğalış kollandığını üzülerek izlemekteyiz. Misalin bildirilen boğmaca olayları son üç yıldır apaçık bir biçimde çoğalmaktadır.

Nitekim muayenehanemizde aşılanmadığı için pnömokok menenjitinden can veren ve sakat kalan hadiseler yanında tehlike grubuna girdiği için grip aşısı olması gerekirken olmayan ve grip neticeyi can veren ciddi rakamda hadise gözlemliyoruz.

Ayrıca unutulmamalıdır ki hiçbir aşının faalliği fertsel aşılamada yüzde surat değildir. Aşıların bir hastalığı bütün olarak önlemesi ancak cemiyetsel tesirle olur. Başka Bir Deyişle bazı şahısların aşılanmaması aşılanan bireylerin de aşıdan maksimum verim elde etmesini yasaklamaktadır.

Bu konuşmaları yapan insanlar unutmamalıdır ki, bilgisizlikten veya başka bir sebepten kaynaklanan, bilimsel anlamda yanlış ifadeler bazı insanların vefatına veya sakat kalmasına neden olacaktır. Bu sebeple bu şahısların taşıdıkları bilimsel unvan ve vicdanlarını dikkate alarak, söylediklerini bir bilim ve us süzgecinden geçirmelerini, mevzunun uzmanı ve mesul bilim insanları olarak beklemekteyiz.

Kamuoyuna ehemmiyetle duyurulur.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı

Yatan virüsler uyanınca

Yatan virüsler uyanınca

Virüs yoluyla bulaşan bir hastalık olan “Zona” mevzusunda Türk Cildiye Derneği idare heyeti abonesi Dr. Sema Karaoğlu söylemeler yaptı. “Rehabilitasyonda ilk 2-3 gün çok bedellidir. Daha sonra yapılan rehabilitasyonlar hastalığın olağan seyrini etkilemez” diyen Dr. Karaoğlu hastalığın tanı ve rehabilitasyon usulleri mevzusunda kıymetli bilgiler paylaştı.

Batma, yanma ve sızı ile başlar

Zona, virüslerle bulaşan bir infeksiyon hastalığıdır. Ulus arasında gece yanığı/ kuşak hastalığı olarak da öğrenilir. Bedenimizin sağ ya da sol tarafında sadece bir tarafta, daha çok gövde ve baş kısmında olmak üzere her alanda görülebilir. Hastalığın oluşacağı bölgede evvel hafif batma, yanma hissi ve sızı ile başlar. Ardından kızarık bir tabanda içi akışkan dolu kabarcıklar halinde devam eder. Zona lezyonları bir ip üzerine dizilmiş gibidir.

Asap sisteminde uykuya uyuyan virüsler uyanınca

Şahsın Zona olabilmesi için çocukluğunda suçiçeği geçirmiş olması lüzumludur. Zona ile suçiçeğini yapan mikrop aynı mikroptur. Çocukluk çağında suçiçeği geçirildikten sonra virüsler omurgamızın sağ ve sol iki tarafında yer alan asap köklerimize yerleşir orada uykuya uyur. İleride bir zamanda beden mukavemetimiz düştüğünde, tekerrür hastalık oluşturmak için asap kökünün birinden uyanıp tenin yüzeyine kadar, asap süresince, asabı de tahriş ederek tene kadar erişirler. Hasta,o asabın dağılım alanında, evvel sızı sezmeye başlar. Daha sonra tende kızarıklık ve sulu yaralar görülür. Bu yarıyıl hastalığın rahatça tanı konulabildiği yarıyıldır.

Yeis ve stres

Zona özellikle yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıflamış şahıslarda görülmekle birlikte, her yaşta görülebilir. Hamileliğin son 3 ayında suçiçeği geçiren annelerin çocuklarında Zona olabilir veya bebekken suçiçeği geçirenler 10 yaş evvelinde Zona olabilirler.

Yeis, kasvet, fazla stres, vücutsal bitkinlikler, ateşli hastalıklar, güneş yanıkları, travma, operasyonlar, beden mukavemetini düşüren başka hastalıklar HIV, lösemi, lenfoma ve bazı kanserler vs, beden mukavemetini düşüren ilaçların kullanımı zonayı hazırlayabilir.

Berişici değil

Zona lezyonları sulu halde iken Zona lezyonları ile temas eden ve suçiçeği çıkarmamış şahıslara suçiçeği bulaşabilir. Şahıs şayet suçiçeği geçirmemişse suçiçeği hastalığı bulaşmış olur.

Zona, asap kökünden çıkıp asabı imha ederek tene eriştiği için, o asabın duyarlandırdığı alanda sızı yapar. Hastalık ten lezyonlarının görülmesinden takribî bir hafta evvel kuşak stilinde sızı ile başlar. Çocuklarda bu yarıyıl çok görülmez. Sızı bazen yanma ve batma biçiminde, bazen kaşıntı, karıncalanma biçiminde, bazen çok şiddetli sızı şeklindedir.Daha sonra döküntüler başlar, hatta bazen o bölgeye sızı kesici süren hastalar döküntüler çıkınca kremin allerji yaptığını düşünüp hekime allerji şikayeti ile müracaat etirler. Döküntüler hafif kızarık bir ten üzerinde sulu sulu tanecikler biçiminde başlar ve asabın dağılım alanını izler, 10 gün içinde de kuruyup siyahlaşarak iyileşir, bazen iz vazgeçer. Sızı bazen, özellikleyaşlı ve/veya bağışıklık sistemi düşük hastalarda çok şiddetlidir. Çok sık olmamakla birlikte bu sızılar zona iyileştikten sonra da devam edebilir, bazen bir seneye kadar uzayan sızılı yarıyıllar olur.

Rehabilitasyonda ilk 3 gün ehemmiyetli

Zonalı hastaya tanı konulduktan sonra, süratle rehabilitasyona başlanır. Hastada kesinlikle altta uyuyan bir neden olup olmadığı incelenir. Zona rehabilitasyon edilse de edilmese de lezyonların vasati 3 haftada geçtiği bir viral hastalıktır. Ancak rehabilitasyonda ilk 2-3 gün çok bedellidir. Virüslere karşı yapılan rehabilitasyonlar bu yarıyılda tesirlidir. Daha sonra yapılan rehabilitasyonlar hastalığın olağan seyrini etkilemez. Tanı konulur konulmaz rehabilitasyona başlanması hastanın hem daha hafiflemesini, hem daha acele iyileşmesini, hem de karmaşıklıklardan korunmasını sağlar. Rehabilitasyonda virüslere karşı ilaçlar, B vitaminleri, yerel pansumanlar, kremler ve sızı kesiciler kullanılır.

Genç yaşta hipertansiyon riskli

Genç yaşta hipertansiyon riskli

Hipertansiyon, başka bir deyişle kan tazyiki yüksekliği genelde genetik ve 40’lı yaşlardan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır.Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Arzu Yalçın, erken yaşta hipertansiyonun riski hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi.

Erken yaş tansiyonu

40 yaş üstünde görülen hipertansiyon, ‘esansiyel hipertansiyon’ ismini alır. Nedeni, damarlarda mukavemet çoğalışı, kalbin çoğalan damar mukavemetine karşı yüksek tazyikle verdiği cevaptır. Bir başka anlamda damar sertliği de denebilir. Bu hastalar ilaç rehabilitasyonu alırlar. Kilo aşırılığı varsa kilo verilmesi, dolayısıyla beslenmenin tertip edilip egzersiz yapılması da ehemmiyetlidir. Ancak bir grup hasta daha erken yaşlarda hipertansiyonla karşı karşıya kalabilir. Bu, umursanması gereken bir gidişattır. Kesinlikle altında uyuyabilecek nedenler incelenmelidir. Sekonder hipertansiyon da sınan bu gidişat için en sık tesadüfülen nedenler böbrek orijinli ve hormonsaldır. Böbreklerin enfeksiyonları, taşları, böbrek damar hastalıkları, böbrek üstü bezi hormonlarının anormal çalışması, tiroid bezi bozuklukları gibi pek çok neden olabildiği gibi, çağımızın hastalığı olan metabolik belirti nedenler arasındadır. Metabolik belirti, kiloluluk, diyabet veya ona eğilim yaratan belirtiler, ürik asit yüksekliği, trigliserid yüksekliği, HDL iyi kolesterol düşüklüğü, hipertansiyon gibi vaziyetlerden en az 3’ünün bulunmasıdır. Hamilelikte çıkan ve doğum sonrası süren hipertansiyonlar da bayanlarda görülmektedir.

Kumpaslı ilaç kullanımı koşul

Sekonder hipertansiyonda nedene müteveccih rehabilitasyon yapılır. Şayet yeterli olmazsa ilaç rehabilitasyonuna başlanır. İlaçlar genelde ömür boyu kullanılır. İlaçların kumpassız kullanımı, tansiyonun ani yükselmesi, hatta beyin kanamasına bile yol açabilecek ciddi karmaşıklıklara yol açar. Uzun vadede böbrek, göz gibi uzuvların bozulması mevzubahisi olur. Kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp krizini basitleştirme gibi neticeler ortaya çıkar. Sıhhatli beslenme ve egzersiz, neden her ne olursa olsun rehabilitasyonun bırakılmaz bir parçasıdır.