Günde 10 bin adım atın kalbinize iyi bakın

Günde 10 bin adım atın kalbinize iyi bakın

Kalbimiz daha doğmadan evvel yorulma dinlenme öğrenmeden her gün 100 bin kere atan en hayati uzvumuzdur. Bu mühendislik şahanesi muazzam makine günde takribî 10 tonluk bir tankı doldurabilecek kanı pompalarken çoğu zaman çalıştığının farkında dahi olmazsınız. Ancak siz bunu bir sızı, sıkışma veya kumpassız atım ile fark ediyorsanız kalbinizde bir şeyler ters gidiyor olabilir. Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Serkan Duyuler, sıhhatli bir kalp için yapılması gerekenleri anlattı.

Günde 10 bin adım atın!

Kalp sıhhatini tehdit eden öbür bir gidişatın ise hareketsizlik olduğunun altını çizen Duyuluer; ” Günde vasati 10 bin adım atarak kalbinizi gözetmeye katkıda bulunabilirsiniz. Hareket için tam fırsatları değerlendirmek ehemmiyetli. İş yerinde asansör kullanmamak, işe gidip kazançken birkaç durak ötede inmek ve yürümek veya vasıtanızı azıcık uzağa park edip yürümek gibi. Özellikle genç jenerasyonlarında sıhhatli olabilmesi için hareket koşul. Çocukların televizyon, bilgisayar, tablet karşısında süre geçirmelerindense anne babalarıyla yürüyüş veya yüzme gibi bir egzersiz yapmaları yararlı süre geçirme ismine en sıhhatli alternatif olacaktır. “

Sıhhatli bir kalp için;

1-Daha hareketli olmaya çalışın

2-Adım sayınızı çoğaldırın

3-Yemek porsiyonlarınız küçültün

4-Kumpaslı kalp tetkikinizi yaptırın

5-Tansiyonunuzu, şekerinizi, kolesterolünüzü ölçtürmeyi umursamama etmeyin.

6-Kalbiniz size kendini fark ettirmeden siz kalbinizin farkında olun. Kalbinizi neşelen…

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

Havaların soğumasıyla kış hastalıklarının görülme sıklığı da çoğalmaya başladı. Ancak bu hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alan zatürreye karşı özellikle dikkatli olunması gerekiyor. Millet arasında zatürre olarak öğrenilen pnömoni, enfeksiyonlara bağlı vefatlarda dünyada birinci sırada yer alıyor. Zatürrenin bulgularını tanımak, erken teşhis ve doğru rehabilitasyon tasarılaması açısından büyük ehemmiyet taşıyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Metin Özkan, “12 Kasım Dünya Zatürre Günü” kapsamında zatürre hastalığının bulguları, tehlike grupları ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

zatürre

Enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada

Zatürre, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Erken tanı konup uygun antibiyotik rehabilitasyonu verilirse hiç iz vazgeçmeden iyileşebilir. Ancak ufak çocuklarda, yaşlı hastalarda, KOAH, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği ve bedenin korunma sistemlerini baskılayan kortizon ve kanser rehabilitasyonları gibi rehabilitasyon alanlarda çok ağır izleyebilir ve bu hastalarda rehabilitasyonu geciktirmemek gerekir. Tüm dünyada enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca yoğun bakım gerektiren hastalarda %40 oranında ölümcül olabilir.

Geçmeyen öksürük zatürre habercisi olabilir

Zatürreye bakteri, virüs ve mantarlar neden olabilir. Akciğerlerde oksijen almamızı sağlayan hava kesecikleri cerahatli bir akışkan ile dolar ve buna bağlı alttaki bulgular ortaya çıkar:

– Öksürük ve balgam çıkarma

– Derin soluk alırken veya öksürürken göğüste batma ve sızı

– Yüksek ateş, terleme ve titreme

– Özellikle yaşlı hastalarda şuur fluluğu

– İleri derecede yorgunluk

– Bulantı, kusma veya bazen ishal

– Soluk darlığı

Bu bulgular, zatürreye neden olan mikroba ve hastanın beden mukavemetine göre grip bulguları gibi hafif olabilir veya çok ağır da izleyebilir. Yüksek ateş, soluk darlığı, geçmeyen öksürük, koyu renk veya bazen kanlı balgam çıkarma yakınmalarınız varsa acilen bir hekime müracaat etmelisiniz.

zatürre

Zatürre için tehlikeli gruplar

– Yaşı 65 ve üzerinde olanlar

– İki yaş altı çocuklar

– Bağışıklık sistemi zayıflamış şahıslar

– Kemoterapi ve kortizon gibi bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçlar alanlar

– Kronik akciğer hastalığı astım, kronik bronşit, amfizem, bronşektazi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı,
böbrek yetmezliği olanlar ve dalak işlevleri bozuk veya dalağı alınmış olanlar.

Natürel gözetici sisteme hasar verilmemeli

Zatürreye neden olan mikroplar genellikle soluduğumuz havada veya üst solunum yollarımızda zati vardır. Ancak onların hastalık yapmasını önleyen gözetici mekanizmalarımız sayesinde akciğerlere erişmeden yok edilirler. Natürel gözetici sistemlere hasar vermemek için; afaki ve uzun zaman antibiyotik kullanılmamalı, havayı ıslatıp filtre ettiği için burun tıkanıklığı varsa giderilmeli, sigara içilmemeli, havayollarını kaplayan mukusun çok koyu kıvamda olmaması için yeterli su harcanmalı ve öksürük kesiciler sık kullanılmamalıdır.

zatürre

İstirahat ve bol akışkan tüketimi rehabilitasyonda olmazsa olmaz

Hastanın yaşı, kronik hastalığının olup olmaması, akciğer grafisi, kan testleri ve tetkik belirtilerinin değerlendirilmesine göre konutta ağızdan alınacak ilaçlarla veya sağlık kurumunda yatırılarak damar yoluyla verilecek ilaçlarla rehabilitasyon yapılabilir. Rehabilitasyonda genellikle antibiyotikler, bol akışkan, istirahat ve gereksinim halinde sızı kesici
ateş düşürücüler verilir. İstirahat ve bol akışkan alımı ehemmiyetlidir. Rehabilitasyon süresi 7 günden bazen 21 güne kadar değişebilir. Korunmada genel sıhhat önlemleri; sigara içmeme, el devireme, soğuk havalarda ağız ve burunun kapatılması ve burundan soluk alıp havanın ıslamasının sağlanması ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek vitamin ve mineralleri kapsayan bol meyve ve sebze harcanması yanında bazı şahısların aşı yaptırmaları da gerekir. Yaşı 65 ve üstünde, kronik hastalığı, üre yüksekliği, şuur fluluğu, hastalığı iki akciğerde ve yaygın, tansiyonu çok düşük ve solunum kasveti olan hastalar sağlık kurumunda yatırılarak rehabilitasyon edilmelidir.

zatürre

Tehlike grubundaysanız iki aşı yaptırmalısınız

Zatürre aşısı:

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Dalağı alınmış olanlar

– Kronik içki alışkanlığı olanlar

– İmmün sistemi baskılayan rehabilitasyon alanlar

– Beyin omurilik akışkanı firariyi olanlar bu aşıyı yaptırmalıdır.

Bu aşı genellikle ömür boyu bir veya iki kez yaptırılır.

Grip aşısı

Grip influenza zatürreye taban hazırlaması açısından riskli olabilir. Her sene en fazla gribe neden olan
mikropların tanımlanması ile her sene yeni aşı hazırlanır ve grip aşısının her sene yinelenmesi lüzumludur. Aşı,
Eylül, Ekim, Kasım aylarında yapılabilir.

Grip aşısı yaptırması gereken şahıslar;

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Yüksek tehlikeli hastalara hizmet veren sıhhat personeli

– Güvenlik misyonluları, itfaiyeciler, hocalar gibi cemiyet hizmeti veren şahıslar

– Grip doğrultusundan tehlikeli bireylerle beraber yaşayanlar altı aydan ufak bebekle yakın ve devamlı teması olanlar

Kalp hastalığı anne karnında teşhis edilebiliyor

Kalp hastalığı anne karnında teşhis edilebiliyor

İnsanlar doğar, yaşar, artar ve can verir. Bu müthiş denge içerisinde gebelik sürecinin henüz 19.’cu gününde büyümeye başlayan kalbin meseleler yaşaması milyonlarca ihtimal arasındadır ama günümüzde anne karnında bebeğin kalp sıhhati hakkında bilgi alabilmek ve mümkün meselelerin önüne geçebilmek olası.

Fetal Ekokardiyografi, anne karnındaki bebeğin kalbinin ultrason ile görüntülenmesidir. Ultrason teknolojisinin büyümesi ile beraber gebeliğin 12.’ci haftasından sonra kalbi nitelikli görüntülemek muhtemeldir. Ancak 16. ve 22. haftalar ideal görüntülenme zamanıdır. Emsey Hospital’dan Prof. Dr. Selami Süleymanoğlu annenin hangi şartlarda Fetal Ekokardiyografi yaptırması gerektiğine söyledi.

Fetal Ekokardiyografi

Fetal Ekokardiyografi şartları

– Anne ya da babada doğumsal kalp hastalığı olanlar,

– Kardeşinde doğumsal kalp hastalığı olanlar,

– Kadın doğum hekimlerinin kalpte problem olduğunu düşünmesi,

– Annenin gebelik esnasında kuşkulu ilaç veya toksik maddeye maruz kalması,

– Annenin gebelik esnasında enfeksiyon geçirmesi,

– Bazı sendromik hastalıklar ve böbrek, göz, beyin gibi öbür uzuv hastalıkları tespit etildiğinde Fetal Ekokardiyografi yapılması önerilmektedir.

Prof. Dr. Selami Süleymanoğlu, ülkemizde Fetal Ekokardiyografinin otuz seneden beri yapılmakta olduğunun altını çizdi.

bebek kalbi

Emeli

Fetal Ekokardiyografi’de birinci emel doğumdan sonra rehabilitasyonu güç ya da olası olmayan kalp hastalıklarını tespit etmektir. Minik kalp delikleri, kalp damarlarında ya da kapaklarında darlıklar ve beceriksizlikleri tespit etmek ise öncelikli değildir. Anne karnındaki dolaşım sistemi ile doğum sonrası dolaşım sistemi arasında bazı değişiklikler bulunmaktadır. Bu değişikliklerin reelleşmediği anne karnındaki bebekte bazı hastalıkların fark edilmemesi problem olarak kabul edilmemelidir. Aynı zamanda bebeğin kalp ritmi de çalışma esnasında değerlendirilmektedir. Kullanılan ultrason makinesinin niteliğine, kullanıcının deneyimine, bebeğin pozisyonuna ve hareketliliğine bağlı olarak yapılan tahlilin eminliği değişebilmektedir. Doğum sonrasında lüzumlu görülürse yine hakimiyet önerilmektedir.

Kalbinizin sesine kulak verin

Kalbinizin sesine kulak verin

Kalp kapak hastalıkları, kalp kapaklarının doğumsal veya sonradan kazanılmış bozuklukları neticeyi ortaya çıkan; kalp beceriksizliği ve kalp ritm bozukluklarına yol açabilen bir hastalıktır. Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yelda Tayyareci ve Liv Hospital Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara kalp kapak hastalıklarının rehabilitasyonunu anlattı.

İvedi yoruluyorsanız dikkat!

Kalp kapak hastalıklarında en sık görülen yakınmalar, özellikle efor sırasında alana gelen soluk darlığı ve ivedi yorulmadır. Bu yakınmalara çarpıntı da eşik edebilir. Kalp kapak hastalıklarının ileri yarıyıllarında ise, bacaklarda şişlik, istirahattte ve gece uykuda alana gelen soluk darlığı ile karında şişlik görülebilir.

Tanı için tecrübeli merkez ehemmiyetli

Kapak hastalıklarının tanısı, ekokardiyografi ismi verilen gelişmiş bir kalp ultrason görüntülemesi ile olası. Ekokardiyografik tahlili yapan kalp uzmanının kapak hastalıkları mevzusunda tecrübeli olması, rehabilitasyon yaklaşımının tanımlanması açısından oldukça ehemmiyet taşıyor. Bunun yanında günümüzde yeni gelişmiş teknolojiler olan üç ve dört ebatlı ekokardiyografi aygıtları kullanılarak, bu mevzuda tecrübeli merkezlerde kalp kapaklarını reeline çok yakın bir nitelikte görüntülemek ve araştırmak olası olabiliyor.

Rehabilitasyon nasıl yapılıyor?

Kalp kapak hastalıkları; kapak darlıkları veya eksiklikleri olmak üzere iki grupta araştırılır. Yapılan ekokardiyografi analiz ve bireyin şikayetleri göz önüne alınarak hastalığın hafif, orta veya ciddi şiddette olduğuna karar verildikten sonra, rehabilitasyon yaklaşımı tanımlanır. Günümüzde hastanın şahsi özelliklerine bağlı olarak değişebilmekle beraber hafif ve orta şiddetteki kapak hastalıklarında ilaç rehabilitasyonu ile hastalığın seyri yavaşlatmaya çalışılırken, ciddi kapak problemlerinde genellikle işlem seçim edilir.

Kalp krizinin ilk anlarında yapılması gerekenler

Kalp krizinin ilk anlarında yapılması gerekenler

Kalp krizi, kalbi besleyen damarlardan bir tanesinin ani olarak tıkanmasına bağlı olarak büyür. Kriz, tıkanan damarın kalbi beslediği bölgede kalp dokusunun hücrelerini yitirmesine neden olur ve vefata varan neticeler doğurur. Bu cins gidişatlarda ne yapılacağının öğrenilmesi hayati bir ehemmiyet taşır. İşte kalp krizi sırasında öğrenilmesi gereken ilk dayanak tekniği.

Kalp krizinin bulguları

Göğüste, sol kolda, sırtta, mide bölgesinden çeneye doğru dağılan kalp sızıları kalp krizinin habercisi sayılır. Çok şiddetlidir ve başlangıcı da çoğunlukla ani bir biçimde büyür. Göğüs sızısı, soluk darlığı, terleme ve bulantı kalp krizinin en ehemmiyetli bulgularıdır. Bununla beraber farkına varılmadan ve rastgele sezilmeden de kalp krizi hakikatleşebilir. Bulgu vermeden yaşanan kalp krizleri ölümcül olabilmektedir. Kalp sızısı gibi bulgular ortaya çıkar çıkmaz şahsın bütün ekipmanlı bir sağlık kurumuna müracaat etmesi ve sıhhat desteği alması gerekmektedir.

Kalp krizi esnasında ne yapılmalı?

Kendiniz ya da çevrenizdeki birinin kalp krizi geçirdiğini düşünüyorsanız hemen ambulans çağırın. Hekimler gelmeden panik yapmamaya çalışın. Sıhhat takımı gelmeden evvel derin soluk almaya ve öksürmeye başlayın. Derin solunum akciğerlerin oksijen almasını sağlar ve öksürük göğüsleri uyararak kalp ritmini geri getirmeye takviyeci olur.

Bu hastalıkları güz bitkinliği sanmayın

Bu hastalıkları güz bitkinliği sanmayın

Çağdaş çağın yoğun koşuşturmacası içerisinde pek çoğumuz bitkin olduğumuzu söylüyoruz ama doktora görünmeyi genellikle usumuzun ucundan dahi geçirmiyoruz. Hele de havaların soğuyup güneşin yerini iyiden iyiye yağmura vazgeçtiği bugünlerde her 3 şahıstan 2’sinde bitkinlik görülüyor. Bitkinlik hali sabahları güç uyanma, işe gitme gönülsüzlüğü, tüm gün uyku halinin devam etmesi ve yemeklerden sonra daha da uyku lüzumunun çoğalması biçiminde olabiliyor. Acıbadem International Sağlık Kurumu İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kerim Çıkım, “Elbette kısalan günler, hava sıcaklığının değişmesi, mekteplerin açılması ve iş temposunun çoğalması bu şikayetleri artırmakta ancak bazı hastalıkları da unutmamak zorunlu. Bahar bitkinliği ile karışabilen hastalıkların başında tiroit hastalıkları, anemi, vitamin noksanlıkları, insülin mukavemeti ve hipoglisemi ile kalp ve damar hastalıkları gelmekte. O sebeple bitkinliğiniz hele de 2 ayı aşmışsa kesinlikle doktora görünmeniz gerekir” dedi.

Tiroit hastalıkları

Sabahları kalkmakta zorlanıyorsanız, uykunuzu alamamış gibi seziyor, gün içerisinde devamlı ‘akşam olsa da konuta gidip yatsam’ diyorsanız tiroit hastalığınız olabilir. Yeniden ‘su içsem yarıyor!’ diyeceğiniz biçimde kilo veremiyor üstelik alıyorsanız ya da kabızlık ve cilt kuruması, fazla üşüme ya da devamlı terleme gibi şikayetleriniz varsa kesinlikle doktora görünmeniz gerekiyor. Ülkemizde her 3 şahıstan bir’inde görülen tiroit hastalıklarının bulguları çoğu zaman göz arkasını edilip, günlük yoğun koşuşturmaca arasında bu şikayetler için doktora gitme lüzumu dinlenmeyebiliyor. Oysa ilgisizlik edilen ve rehabilitasyonuna başlanmamış tiroit hastalıkları ileride kalp yetmezliği ve kemik erimesi gibi meselelere yol açabiliyor.

Kansızlık

Seri yoruluyor, bir iş yaparken zorlanıyor hatta soluk soluğa kalıyorsanız, sezdiğiniz çarpıntı sıklıkları arkasıydıysa anemi bulguları olabilir. Evvelden demir, vitamin B12, folik asit rehabilitasyonları almış ve sonra vazgeçmişseniz kansızlıktan şüphelenmeniz gerekir zira anemi yineleyebiliyor. Ülkemizde her 4 erişkinden 1’inde görülen anemi; rehabilitasyon edilmediğinde kan hastalıkları gibi meselelere yol açabiliyor. Zaman geçirmeden doktora görünmenizde fayda var.

Vitamin noksanlıkları

Kendinizi enerjisiz, bir iş yapmaya gönülsüz seziyorsanız, saçlarınız daha çok dökülmeye başladıysa, tırnaklarınız eforsuz ve daha basit kırılıyorsa sebebi özellikle B12, D vitamini ve folik asit noksanlığı olabilir. Hele de bu şikayetler günden güne çoğalıyor ise kesinlikle muayene yaptırmanız ve doktorun teklifleri güzergahında vitamin yardımlarınızı aksatmadan kullanmanız gerekiyor. Fazla doz vitamin alımı toksikasyona başka bir deyişle zehirlenmeye yol açabileceğinden doktora görünmeden kullanmayın.

İnsülin mukavemeti

Kilo vermekte zorlanıyor hatta değil kilo vermek, aksine tutarlı bir biçimde yavaş yavaş da olsa kilo mu alıyorsunuz? Yemeklerden sonra uyku bastırıyor azıcık gereksinimi mi seziyorsunuz? Son zamanlarda canınız daha çok tatlı-şekerli yiyecekler mi sürüklüyor? İnsülin mukavemetini yabana atmayın ve kesinlikle bir doktora görünün. Zira insülin mukavemeti rehabilitasyon edilmediğinde diyabete neden olabiliyor. Rehabilitasyonunda beslenme alışkanlıkları da ehemmiyetli rol oynuyor. Bu sebeple balanslı beslenmeye dikkat etmek ve her gün yarım saat kumpaslı tempolu yürümek çok ehemmiyetli.

Kalp-damar hastalıkları

Daha Öncekinden daha uzun mesafe yürüyebilirken şimdi daha seri yoruluyor, durup dinlenmek gereksiniminiz oluyorsa, zaman zaman efor yaparken hatta istirahat ederken göğüs sızısı, tıkanıklık seziyorsanız aman dikkat! Kalp-damar hastalıkları açısından hekime görünme zamanı gelmiş demektir, ilgisizlik etmeyin.

Hipoglisemi

Dr. Kerim Çıkım, ”Yemek yediniz, üzerinden bir saat geçti geçmedi tekerrür acıktınız. Elleriniz titremeye, hafif terlemeye ve çarpıntı sezmeye başladınız. Acil olarak tatlı-çikolata yeme lüzumu dinliyorsunuz. Büyük olasılıkla kan şekeriniz düşüyor. ‘Hipoglisemi hamleyi’ denilen bu vaziyette müddet kaybetmeden hekime gitmeniz ehemmiyetli. Aksi halde kan şekeri düşüklüğü ve bayılma gibi gidişatlara neden olabilir” ifadelerini kullandı.