Yatan virüsler uyanınca

Yatan virüsler uyanınca

Virüs yoluyla bulaşan bir hastalık olan “Zona” mevzusunda Türk Cildiye Derneği idare heyeti abonesi Dr. Sema Karaoğlu söylemeler yaptı. “Rehabilitasyonda ilk 2-3 gün çok bedellidir. Daha sonra yapılan rehabilitasyonlar hastalığın olağan seyrini etkilemez” diyen Dr. Karaoğlu hastalığın tanı ve rehabilitasyon usulleri mevzusunda kıymetli bilgiler paylaştı.

Batma, yanma ve sızı ile başlar

Zona, virüslerle bulaşan bir infeksiyon hastalığıdır. Ulus arasında gece yanığı/ kuşak hastalığı olarak da öğrenilir. Bedenimizin sağ ya da sol tarafında sadece bir tarafta, daha çok gövde ve baş kısmında olmak üzere her alanda görülebilir. Hastalığın oluşacağı bölgede evvel hafif batma, yanma hissi ve sızı ile başlar. Ardından kızarık bir tabanda içi akışkan dolu kabarcıklar halinde devam eder. Zona lezyonları bir ip üzerine dizilmiş gibidir.

Asap sisteminde uykuya uyuyan virüsler uyanınca

Şahsın Zona olabilmesi için çocukluğunda suçiçeği geçirmiş olması lüzumludur. Zona ile suçiçeğini yapan mikrop aynı mikroptur. Çocukluk çağında suçiçeği geçirildikten sonra virüsler omurgamızın sağ ve sol iki tarafında yer alan asap köklerimize yerleşir orada uykuya uyur. İleride bir zamanda beden mukavemetimiz düştüğünde, tekerrür hastalık oluşturmak için asap kökünün birinden uyanıp tenin yüzeyine kadar, asap süresince, asabı de tahriş ederek tene kadar erişirler. Hasta,o asabın dağılım alanında, evvel sızı sezmeye başlar. Daha sonra tende kızarıklık ve sulu yaralar görülür. Bu yarıyıl hastalığın rahatça tanı konulabildiği yarıyıldır.

Yeis ve stres

Zona özellikle yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıflamış şahıslarda görülmekle birlikte, her yaşta görülebilir. Hamileliğin son 3 ayında suçiçeği geçiren annelerin çocuklarında Zona olabilir veya bebekken suçiçeği geçirenler 10 yaş evvelinde Zona olabilirler.

Yeis, kasvet, fazla stres, vücutsal bitkinlikler, ateşli hastalıklar, güneş yanıkları, travma, operasyonlar, beden mukavemetini düşüren başka hastalıklar HIV, lösemi, lenfoma ve bazı kanserler vs, beden mukavemetini düşüren ilaçların kullanımı zonayı hazırlayabilir.

Berişici değil

Zona lezyonları sulu halde iken Zona lezyonları ile temas eden ve suçiçeği çıkarmamış şahıslara suçiçeği bulaşabilir. Şahıs şayet suçiçeği geçirmemişse suçiçeği hastalığı bulaşmış olur.

Zona, asap kökünden çıkıp asabı imha ederek tene eriştiği için, o asabın duyarlandırdığı alanda sızı yapar. Hastalık ten lezyonlarının görülmesinden takribî bir hafta evvel kuşak stilinde sızı ile başlar. Çocuklarda bu yarıyıl çok görülmez. Sızı bazen yanma ve batma biçiminde, bazen kaşıntı, karıncalanma biçiminde, bazen çok şiddetli sızı şeklindedir.Daha sonra döküntüler başlar, hatta bazen o bölgeye sızı kesici süren hastalar döküntüler çıkınca kremin allerji yaptığını düşünüp hekime allerji şikayeti ile müracaat etirler. Döküntüler hafif kızarık bir ten üzerinde sulu sulu tanecikler biçiminde başlar ve asabın dağılım alanını izler, 10 gün içinde de kuruyup siyahlaşarak iyileşir, bazen iz vazgeçer. Sızı bazen, özellikleyaşlı ve/veya bağışıklık sistemi düşük hastalarda çok şiddetlidir. Çok sık olmamakla birlikte bu sızılar zona iyileştikten sonra da devam edebilir, bazen bir seneye kadar uzayan sızılı yarıyıllar olur.

Rehabilitasyonda ilk 3 gün ehemmiyetli

Zonalı hastaya tanı konulduktan sonra, süratle rehabilitasyona başlanır. Hastada kesinlikle altta uyuyan bir neden olup olmadığı incelenir. Zona rehabilitasyon edilse de edilmese de lezyonların vasati 3 haftada geçtiği bir viral hastalıktır. Ancak rehabilitasyonda ilk 2-3 gün çok bedellidir. Virüslere karşı yapılan rehabilitasyonlar bu yarıyılda tesirlidir. Daha sonra yapılan rehabilitasyonlar hastalığın olağan seyrini etkilemez. Tanı konulur konulmaz rehabilitasyona başlanması hastanın hem daha hafiflemesini, hem daha acele iyileşmesini, hem de karmaşıklıklardan korunmasını sağlar. Rehabilitasyonda virüslere karşı ilaçlar, B vitaminleri, yerel pansumanlar, kremler ve sızı kesiciler kullanılır.

Balgam rengine göre ne kadar hastasınız

Balgam rengine göre ne kadar hastasınız

Balgam mukus farklı renklerde olabilir; beyaz, sarı, yeşil, kırmızı, kahverengi, siyah. Peki balgamınızın rengi ne anlama geliyor? Balgamınızın rengi akciğerler ve solunum sisteminin değişik uzuvlarla olan ilişkisi hakkında bir çok bilgi verir.

İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Melih Çiçek, balgam ve renkleri hakkında şu bilgileri verdi:

Sarih renk

Berrak mukus olağandır. Su, tuzlar, antikorlar ve değişik bağışıklık sistemi hücrelerinden oluşur. Solunum yollarında üretildikten sonra, çoğu boğazın arttan iner ve yutulur.

Beyaz renk

Beyaz mukus burun tıkanıklığı sinyalleri verir. Burun boşluğu sıkışık olduğunda, dokular şişer ve iltihaplanır, bu da mukusun solunum yolundan geçişini yavaşlatır. Bu olduğunda, mukus daha kalın ve bulutlu veya beyaz hale kazanç.

Sarı renk

Sarı mukus, bağışıklık hücrelerinin enfeksiyon bölgesinde veya başka cins bir inflamatuar zarar bölgesinde çalışmaya başladığını gösteriyor.

Beyaz kan hücreleri, mikroplarla savaşmaktan mesul olan bağışıklık sisteminin hücreleridir. Enfeksiyonla savaşmaya devam ederken, mukusa sarımsı bir renk verirler.

Yeşil renk

Bedende solunum sisteminin bakterilerle iltihaplanması sebebiyle oluşan balgam yeşil renkte olabilir. Özellikle akciğer çıbanı, kronik bronşit, bronşektazi, zatürre gibi akciğer hastalıklarında bireylerde yeşil balgama tesadüfülür. Astım hastalarında da yeşil balgam görülebilir. Bağışıklık cevabı sırasında üretilen beyaz kan hücreleri, mikroplar ve değişik hücreler ve proteinler balgama yeşil renk verir.

Kırmızı renk

Kırmızı balgam kanın varlığına işaret eder. Balgamda kan görülmesine ait pek çok neden vardır. Solunum yolu enfeksiyonları öksürük gibi bazen akciğerlerde veya hava yollarında minik kan damarlarının tahrişine neden olabilir ve bu da kanamalara neden verebilir.

Değişik gidişatlarda mukustaki kan ciddi bir tıbbi vaziyetin varlığına işaret edebilir.

Kahverengi

Kahverengi balgam olası bir kanamayı gösterebilir ve şayet öyleyse, muhtemelen bir süre evvel alana gelen kanamadan kaynaklanıyor olabilir. Parlak kırmızı veya pembe balgam, kanamanın daha yakın bir tarihte olduğu anlamına kazanç.

Siyah renk

Siyah mukus mantar enfeksiyonunun varlığına işaret edebilir. Siyah balgamı olan biri, özellikle bağışıklık sisteminin zayıflamış olması gidişatında şipşak hekime müracaat etmelidir.

Hekime ne zaman gitmeli

Yeşil, sarı veya kalınlaşmış balgam varlığı her zaman bir enfeksiyonun varlığına işaret etmez. Ayrıca, bir enfeksiyon varsa, balgamın rengi, bir virüs, bir bakteri veya başka bir patojenin buna neden olup olmadığını belirtmez. Kolay bir alerji de mukus renginde farklılığa neden olabilir.

Beyaz, sarı veya yeşil mukusu olan, bu bulguları birkaç günden fazla gösteren veya ateş, titreme, öksürük ve sinüs sızısı gibi değişik semptomları olan insanlar, hekimlerini ziyaret etmelidir. Bununla beraber, hekimden buluşma almadan konutta birkaç gün beklemek büyük ihtimalle iyidir.

Yeni, koyu kırmızı, kahverengi, siyah veya köpüklü balgam bulguları gösteren biri buluşma almak için hemen hekimlerini aramalıdır. Bu semptomlar, şipşak rehabilitasyonu gerektiren daha ciddi bir tıbbi vaziyetin bulguları olabilir.

Beyaz, sarı veya yeşil balgama sahip olmak, genellikle konutta rehabilitasyon edilebilir. Dinlenmeye ve bol bol su içmeye çalışın.

Süt için diyabet tehlikesini eksiltin

Süt için diyabet tehlikesini eksiltin

Diyabet, ulus dilinde öğrenilen ismiyle şeker hastalığı dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı giderek çoğalan, bir hayli uzuvda hayat niteliğini negatif etkileyecek zararlara neden olan kronik bir hastalıktır. Uzmanlar, yapılan araştırmalarda süt proteinlerinin, ve süt ve süt mahsullerinde bulunan yağ asitlerinin tüketiminin diyabet hastalığına tutulma tehlikesini eksilttiğinin ortaya çıktığını belirtti.

süt

Diyabet hastaları süt içmeli

Diyabetli hastaların rehabilitasyonunun beslenme, fiziksel etkinlik, ilaç ve insülin kullanımı ve diyabet eğitimini kapsadığını belirten Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Kısım Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, diyabet hastalarının süt tüketimi ile alakalı şunları söyledi: Süt mahsullerinde bulunan kalsiyum ve protein enerji balansını etkilemekte ve ağırlık kaybına takviyeci olmaktadır. Aynı zamanda glikoz hoşgörüsünü iyileştirmekte ve diyabet dahil, obezite, bazı barsak hastalıkları gibi bir hayli kronik hastalıkların ortaya çıkışında tesirli olan inflamasyon ismi verilen yangıyı eksiltmektedir. İnflamasyonun azalması da diyabet büyüme tehlikesini eksiltmektedir. Altmış üç bin iki surat elli yedi şahsın katıldığı çok geniş çaplı bir araştırmada sütün kapsadığı kalsiyumdan bağımsız olarak diyabet büyüme tehlikesini eksilttiği bulunmuştur.

Düşük ayak belirtiyi nedir

Düşük ayak belirtiyi nedir

Parmakların yerde sürüyerek yürünmesine neden olan düşük ayak meseleyi, günlük yaşamı ciddi anlamda negatif etkileyen ehemmiyetli problemlerden. Doç. Dr. Atilla Polat, bir hayli sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilen düşük ayak meseleyi yaşayanların bu rahatsızlıktan kurtulmasını ve natürel yürüyebilmesini muhtemel hale getiren rehabilitasyonlar hakkında ehemmiyetli söylemeler yaptı.

Hayatın her alanını negatif olarak etkileyen düşük ayak meseleyi, uygulanan rehabilitasyon usulleri ile bir mesele olmaktan çıkıyor. Özellikle multiple skleroz ve travmatik beyin zararı hastalıklarında ortaya çıkan “düşük ayak” meselesinin rehabilitasyonunda kullanılan fonksiyonel elektrik stimülasyonu, natürel yürümeyi muhtemel hale getirebiliyor. Mevzuyla söylemelerde bulunan Doç. Dr. Polat, ayak düşmesi meselesinin yaygın bir mesele olduğunu ve bu rahatsızlığın farkına varılmaması gidişatında uzun vadede ciddi kasvetlere yol açabileceğini belirterek uygulanan rehabilitasyonlar hakkında ehemmiyetli bilgiler paylaştı.

düşük ayak

Bulguları arasında cilt meseleleri de var

Düşük ayak rahatsızlığının birden çok bulgusu olabildiğini anlatan Doç. Dr. Polat, şunları söyledi: “Düşük ayak, ayağı bileğini yukarıya doğru kaldırılamamasıdır. Parmaklar yerde sürüyerek yürünür. Ayak düşüklüğü, paroneal asabın yaralanması ile alana kazanç. bu asap hasar gördüğü vaziyetlerde, genellikle parmaklar yerde çekilir ve ayak bileği dışa doğru, içe doğru hareket ettirilemez ve ayak yerden kaldırılamaz. Bu rahatsızlığı yaşayanlarda bütün basmada mediolateral denge olmaz, ayak yerden kesilemez, parmaklar yere sürünür. Ayağın yere takılması, kompansatauar kalça fleksiyonu, yürümede bozukluk, duyusal farklılık, ayakta biçim bozukluğu, bacak kısalığı, diz-kalça meseleleri ve cilt meseleleri gibi bulgular görülür. Rehabilitasyonu ise öncelikle bu gidişata neden olan patolojinin teşhisi konulup buna göre rehabilitasyon tasarlanır. En yaygın kullanılan usul ortezler, afolar diye adlandırılan özel ayak gözeticilerdir. Ayrıca fonksiyonel elektrik stimülasyonu aygıtları, yalnızca birinci motor nöron hastalıklarına bağlı düşük ayak probleminde fayda sağlar ve uygun hastalarda kullanıldığında natürel yürümeyi reelleştirir”.

Son olarak düşük ayak rehabilitasyonunda fizik rehabilitasyon rehabilitasyonun da zorunlu olduğuna değinen Doç. Dr. Polat, “Konservatif rehabilitasyon tesirli olmazsa, cerrahi rehabilitasyon düşünülür, cerrahi rehabilitasyon olarak tendon transferi yapılır” bilgisini verdi.

Sıhhatlı bir menopoz yarıyılı için 5 teklif

Sıhhatlı bir menopoz yarıyılı için 5 teklif

Adet kumpassızlığı, ateş basması, fazla terleme ve istemsiz kilo alımı… Menopoz süreci evvelinde bayanların yaşadığı şikayetler genellikle eşlik gösteriyor. Ancak bu yarıyılda bireye özel rehabilitasyonlarla menopoz sıhhatli bir biçimde geçirilebiliyor. “Menopoz bayanlar için yaşamın sonu değil, aksine yeni bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir” diyen Memorial Ankara Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Başak Ovayurt Öndeş, menopozu sıhhatle geçirmenin yolları hakkında bilgi verdi.

perimenopoz

İlk safha perimenopoz yarıyılı

Menopoz, kadının yumurtlama işlevinin kalıcı kaybıyla ortaya çıkan, adet kanamalarının tamamen sona ermesi halidir. Başka bir neden olmaksızın bir sene müddetince adet görmeyen kadının menopoza girdiği söylenebilir. Bayanın hormonal, biyolojik bir ekip farklılıklar yaşadığı, bunların sonucunda da menopoz bulgularının kollandığı yarıyıl ise perimenopoz olarak adlandırılır. Perimenopoz, 6 ay da sürebilir, 5-6 seneye kadar da uzayabilir. Bulguların başlamasından bütün menopoza kadar geçecek müddeti söyleyebilmek muhtemel değildir.

menopoz

Bulguları tanıyın

Perimenopoz yarıyılı kadının yumurtalıklarının iki esas bayanlık hormonu olan östrojen ve progesteron yapımının yavaş yavaş eksilmeye başladığı yarıyıldır. Bazı bayanlar rastgele bir bulgu yaşamazken, her dört bayandan üçü bazı bulgular yaşar. En sık görülenler arasında kumpassız adet kanamaları, ateş basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, ani duygu gidişat farklılıkları, libidoda eksilme, kilo almaya yatkınlık, konsantrasyon eforluğu, vajinal kuruluk hissi sayılabilir.

menopoz

5 teklif

1 – Bu yarıyılda kapsamlı bir tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Öncelikle kadının tıbbi özgeçmişi, adet kumpası, yakınmaları değerlendirilmelidir. Menopozdaki bayan için sıhhat açısından en esas iki mesele osteoporoz ve kalp damar hastalıklarıdır. Bunların yanı gizeme bunalım açısından diyabet, hipertansiyon, obezite, varis, damar tıkanıklığı gibi hastalıklarda gözden geçirilmelidir. Her bayan kendisine özel sıhhat tehlikeleri taşıdığı için hayat stili farklılıkları tasarlanmalı ve ihtiyatlar alınmalıdır.

2 – Menopozu tetikleyen en büyük etmen ise sigara kullanımıdır. Sigara içen bayanlar yumurtalarını erken kaybederek menopoza 2 sene evvel girme tehdidiyle karşı karşıya kalırlar. Menopozu ötelemek için yapılabilecek en tesirli hareket sigara içmemek veya içiliyorsa vazgeçmek olacaktır.

3 – Menopoz, kadının faize çağının sonudur ancak bayanlığı üremek ile eşdeğer yakalamamak gerekir. Bayanlar bu yarıyılı yeni bir yaşamın başlangıcı olarak görmeli ve menopozun yaşamın natürel akışındaki yeri kabul edilmelidir.

4 – Sıhhatlı, itinalı bir beslenmenin yanı gizeme egzersiz rutin hale getirilmelidir. Hekim tarafından önerilecek yarıyılsal yardımlarla beden ve ruh sıhhatini önceleyerek cümbüşlü, daha sevinçli hayat yarıyılı olarak idrak edilmelidir.

5 – Menopoz sonrası cinsel hayat devam eder. İstenmeyen hamilelik evhamı ortadan kalktığı için daha hür bir cinsel hayat sağlanır. Libido eksilebilir ancak bayanlar bunu idareyebilecek, besleyebilecek olgunluğa sahip olduğundan cinsel yaşamı hayatın bu yarıyılına göre rahatlıkla tertip edebilir.

Reflüye karşı alınması gereken 7 temkin

Reflüye karşı alınması gereken 7 temkin

Kimi zaman göğüs ortasında yanma, sızı, ağza acı su gelmesi kimi zaman da ses kısıklığı ve kuru öksürükle kendini gösterebilen reflü, en yaygın sindirim hastalıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Her yaşta görülebilen ve giderek çoğalan bu hastalığın ortaya çıkmasında en büyük faktör, yanlış beslenme alışkanlıkları olarak gösteriliyor. Reflü rehabilitasyon edilmediğinde hayat niteliğini düşürüp, iş yaşamını negatif etkilemekle kalmıyor, yemek borusuna hasar verip kansere giden yolu dahi açabiliyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Musa Aydınlı, reflü ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Yemek yiyememekten kansere kadar pek çok neticeyle karşılaşılabilir

Mide suyu; asit, mide enzimleri ile bazen safra kapsar ki bunlar eritici ve devirici tesirlere sahiptir. Yenilen yemekler bu sayede hazmedilir. Bunu yaparken sindirim uzuvlarımız mide suyundan kendilerini gözetmek zorundadır ve bunun için de faal korunma sistemlerine sahiptir. Ancak korunma sistemlerinin eksik kalması vaziyetinde reflü hastalığı ortaya çıkar. Balanssız ve kumpassız beslenme, kiloluluk, sigara, içki, stres vb. etkenler korunma sitemlerini negatif tesirler. Mide suyu zamanla yemek borusunun içini döşeyen dokuyu yaralar ve asit özgür asap uçlarına erişir. Bu da sızı gibi yakınmaların ortaya çıkmasına neden olur. Hastalık göz arkasını edilir ve hakimiyet altına alınmaz ise sızı ve yanmanın ötesinde riskli ebatlara erişebileceği unutulmamalıdır.

Bazen hasta kalp krizi geçirdiğini dahi sanabiliyor

Yemeklerden sonra olan bazen gece uykudan uyandırabilen göğüs ortasında yanma ve sızı, ağıza acı su gelmesi bu hastalığın tipik yakınmalarıdır. Sızılar bazen o kadar çok şiddetli olabilir ki hasta kalp krizi geçirdiğini dahi sanabilir. Mide suyu ve besinler boğaza, hatta ağza kadar erişebilir. Bu vaziyette boğaz sızısı, ses kısıklığı, öksürük, ağız kokusu ve özellikle çocuklarda ağız-diş meselelerine neden olabilir. Öte yandan hastalığın ender de olsa tipik yakınmalara yol açmadan kanama, yemek borusunda darlık veya kanser ile karşımıza çıkabileceği de unutulmamalıdır.

Reflüden korunmak için teklifler

1 Balanslı, kumpaslı ve sıhhatli beslenme en ehemmiyetlisidir. Natürel mahsuller seçim edilmelidir. Öğün saatleri kumpaslı olmalı, öğünler sıçranmamalı, akşam öğünleri azıcık hafif olmalı ve geç saatlere kalmamalıdır.

2 Yemekten sonraki 3 saat içinde uzanıp uyunmamalı, uyumadan evvel midemizin yediklerimizi sindirmesi için beklenmelidir. Geç saatlerde, yatmadan evvel atıştırma yapılmamalıdır, uyumadan evvel kesinlikle midenin boş olması zorunludur.

3 Gereksinimimizden fazla yemek yemekten, güç sindirilecek, yağlı, etli ağır yemeklerden, kızartma, hamur işi ve mayalı besinlerden uzak durulmalıdır. Gaz yapacak baklagiller, sebzeler ve meyveler kararınca harcanmalıdır.

4 Hazır ve katkılı besinler, asitli gazlı meşrubatlar, fazla acı, turşu, tuzlu, baharatlı, soslu besinlerden uzak durulmalıdır. Çikolata, kahve, sıcak meşrubatların çok sıcak içilmesi reflüyü çoğaldırır.

5 Orta uzun vadede fazla kiloların verilmesi, kiloluluk ile gayret, egzersizin çoğaldırılması, gerekirse bu mevzuda uzmanlardan takviye alınması ehemmiyetlidir.

6 Sigara ve içkiden sakınılmalıdır.

7 Stres, fazla bitkinlik, gerginlik ve uykusuzluktan sakınılmalıdır

Genç yaşta hipertansiyon riskli

Genç yaşta hipertansiyon riskli

Hipertansiyon, başka bir deyişle kan tazyiki yüksekliği genelde genetik ve 40’lı yaşlardan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır.Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Arzu Yalçın, erken yaşta hipertansiyonun riski hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi.

Erken yaş tansiyonu

40 yaş üstünde görülen hipertansiyon, ‘esansiyel hipertansiyon’ ismini alır. Nedeni, damarlarda mukavemet çoğalışı, kalbin çoğalan damar mukavemetine karşı yüksek tazyikle verdiği cevaptır. Bir başka anlamda damar sertliği de denebilir. Bu hastalar ilaç rehabilitasyonu alırlar. Kilo aşırılığı varsa kilo verilmesi, dolayısıyla beslenmenin tertip edilip egzersiz yapılması da ehemmiyetlidir. Ancak bir grup hasta daha erken yaşlarda hipertansiyonla karşı karşıya kalabilir. Bu, umursanması gereken bir gidişattır. Kesinlikle altında uyuyabilecek nedenler incelenmelidir. Sekonder hipertansiyon da sınan bu gidişat için en sık tesadüfülen nedenler böbrek orijinli ve hormonsaldır. Böbreklerin enfeksiyonları, taşları, böbrek damar hastalıkları, böbrek üstü bezi hormonlarının anormal çalışması, tiroid bezi bozuklukları gibi pek çok neden olabildiği gibi, çağımızın hastalığı olan metabolik belirti nedenler arasındadır. Metabolik belirti, kiloluluk, diyabet veya ona eğilim yaratan belirtiler, ürik asit yüksekliği, trigliserid yüksekliği, HDL iyi kolesterol düşüklüğü, hipertansiyon gibi vaziyetlerden en az 3’ünün bulunmasıdır. Hamilelikte çıkan ve doğum sonrası süren hipertansiyonlar da bayanlarda görülmektedir.

Kumpaslı ilaç kullanımı koşul

Sekonder hipertansiyonda nedene müteveccih rehabilitasyon yapılır. Şayet yeterli olmazsa ilaç rehabilitasyonuna başlanır. İlaçlar genelde ömür boyu kullanılır. İlaçların kumpassız kullanımı, tansiyonun ani yükselmesi, hatta beyin kanamasına bile yol açabilecek ciddi karmaşıklıklara yol açar. Uzun vadede böbrek, göz gibi uzuvların bozulması mevzubahisi olur. Kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp krizini basitleştirme gibi neticeler ortaya çıkar. Sıhhatli beslenme ve egzersiz, neden her ne olursa olsun rehabilitasyonun bırakılmaz bir parçasıdır.