Kadınlarda sık görülen hastalıklar nelerdir?

Kadınlarda sık görülen hastalıklar nelerdir?

Kadın hastalıkları son derece ciddiye alınması gereken bir mesele haline gelebilir. Bu sebeple en kısa vakitte rehabilitasyon edilmeli ve temkini alınmalıdır!

Kadınlarda sıklıkla görülen hastalıkları işin ehline sorduk bakın bu hastalıklar bayanlarda sıklıkla görülmektedir. Sizde de bu hastalıklara çok tez tutuluyorsanız belki de bu hastalıkların en kısa vakitte tedbirini almanın zamanı gelmiştir.

1 Vaginitis – Vulvitis;

Dış genital uzuv ile vajen bölgesinin inflamasyonuna bağlı oluşan makûs kokulu akıntı, kaşıntı ve sızı şikayeti ile kendini gösteren bir hastalıktır. Genelde mantar, bakteri ve protozoo enfeksiyonları, iritan maddeler, kullanılan ilaçlar, urlar ve hormonal farklılıklar bu hastalığa neden olmaktadır

2 Dismenore Sızılı Adet Görme;

Adet yarıyılı evveli başlayıp, adetin başlaması ile geçen karın ve kasık sızısı ile karakterize bir vaziyettir. Ergenlik yarıyılında sık görülür ancak az da olsa ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Rahmin salgıladığı prostoglandinin fazla olması veya buna karşı daha alıngan olunması sebebi le ortaya çıkan bu gidişat birliktesi anatomik bozukluklar da getirebilmektedir. Sızılı adet görmeye; endometriozis, miyom ve adezyonlar da neden olmaktadır.

3 Endometriozis;

Endometrium ismi verilen rahim içi çeper katmanının bedenin başka bölgelerine yerleşip gelişmesi vaziyetidir. Bu doku yumurtalık yüzeyine yerleşirse endometrioma çikolata kisti olarak adlandırılır. Mesane, bağırsak, karın duvarı ve operasyon dikişlerinde dahi görülebilir. Aylık hormonal metamorfozlar bu doku üzerinde tesirli olduğundan sızı ve kanama yapar. Yapışkanlık yapması ve anatomiyi bozmasından dolayı kısırlık nedenlerinden biridir. Öbür bulguları; ilişkide sızı, adetli iken kasık sızısı, bağırsak hareketlerinin sızılı olması, adetten evvel başlayan kirletilmelerdir.

4Over Kistleri;

Yumurtalıklarda büyüyen, içi akışkan veya doku içerikli olabilen, kese stilinde yapılardır. Çoğu defa belirti vermeyip, tetkikte tespit etilirlerse de bazen kasık sızısı, anormal adet kumpası, ara kanama, sık idrara gitme isteği, bağırsak hareketlerinde kumpassızlık gibi belirtiler verebilirler. Kistlerin geliştikçe rüptüre karın içine akışkan içeriğini boşaltma veya bulunduğu yumurtalığı torsiyone etme anatomisini bozarak kanlanmasını yasaklama gibi karmaşıklıklar yapma olasılığı sebebi ile takip ve rehabilitasyonu gerekmektedir.

 5Polikistik Over Belirtiyi;

Hormonal bozukluklar neticesinde, kumpassız veya hiç adet görememe ile karakterize genetik bir hastalıktır. Yüzde ve bedende erkek tipi kıllanma, erkek tipi saç dökülmesi, iltihaplı sivilce, şeker metabolizması bozukluğu, obezite gibi muayenehane görünümlerinin yanında; ileri yaşlarda kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyona sebebiyet vermesi sebebi ile ciddiye alınması gereken bir sıhhat problemidir.

 

 

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Oral sex

Oral seks bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir.

Ağız ve cinsel organlar vücudun kolayca uyarılabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de kişilere zevk verir.Bütün memelilerde karşı cinslerin birbirlerini ağız yoluyla uyarması vardır denilebilinir.(mesela erkek köpeğin dişinin vajenini koklaması ve yalaması gibi,atlardada erkeğin çiftleşmeden önce dişinin vajenini yalayarak dişiyi ilişkiye hazır hale getirdiği görülür )

Neden oral seks
Ağızın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması,ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması bu buluşmayı kaçınılmaz yapmaktadır.

En önemli avantajlarından bir taneside gebeliğe neden olmaması yüzünden çiftler tarafından rahatlıkla kullanılmaktadır.

Bakireliğin önemli olduğu toplumlarda bu yolla bakirelik korunmuş olmaktadır.

Erkek te veya kadın da kendi cinsel organını partnerinin ağzında görmekte bir haz yaratmaktadır.

Kadının erkek cinsel organını ağzıyla uyarması:
Felliato; latinca fellare (emmek) fiilinden türemiştir.Erkek cinsel organlarını yalamak,emmek,öpmek anlamında kullanılır.
Erkeklerin tamamına yakını penislerinin emilmesinden ve bu şekilde boşalmaktan hoşlanırlar.Kadınların bir kısmıda partnerlerini bu şekilde uyarmaktan ve boşaltmaktan hoşlanır. Kadın erkeğini ağzıyla uyarırken genelde onun nasıl hoşlandığını sorar veya yaptığı hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldığına dikkat ederek kendini yönlendirir.Aynı zamanda ellerinide penis etrafına sararak daha fazla uyarı sağlayabilir .Dikkat edilmesi gereken dişlerin penise acı veya zarar vermemesidir.Kadın partnerini bu şekilde boşaltabilir veya yeterli uyarı sağladıktan sonra cinsel ilişkinin başka biçimlerien geçebilirler. Kadın isterse erkeğin spermlerini yutabilir, erkekler bundan inanılmaz psikolojik haz duyarlar , sperm yutmakla hamile kalınmaz . Normal koşullarda sağlıklı bir erkekte sperm hastalık taşımaz.

Kadında veya erkekte bulaşıcı bir hastalık varsa bu oral seks sırasında bulaşabilir.

Erkeğin kadın cinsel organını ağzıyla uyarması:
Cunnilingus; latince cunnus – vulva(kadın da vajen dudakları) ve lingere:yalamak anlamındadır.Erkeğin kadın cinsel organlarını yalaması ve emmesi anlamında kullanılır .Kadının özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye aşırı derecede duyarlıdır.Erkek kadının vajen girişini,vajen dudaklarını,klitorisi yalayarak onu uyarır,cinsel birleşmeye hazırlar veya bu şekilde boşaltabilir ,veya ilişki öncesi birkaç kez bu şekilde boşaltarak daha sonra ilişkiye girebilirler.Cinsel ilişkide erkeğin kadın boşalmadan boşaldığı durumlarda kadını bu şekilde boşaltabilir.ve erkek sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda kadını bu şekilde rahatlatabilir.

Erkekte kadının nasıl hoşlandığını sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dişlerin kadına zarar vermemesidir.
Vajene hava üflemek gibi şeylerede kadına ağrı veya acı verebilir. Uyarı sırasında kadının vajeninde ıslanma artmakta vajenden sallgılana sıvılar dışarı doğru gelmektedir, normalde bunlar zararsız ve mikrop taşımayan sıvılardır ve erkeğe yutması halinde dahi zarar vermeze (eğer bir enfeksiyon yoksa)
Oral seks öncesi kadını vajen daha temiz olsun diye vajen içinin sabunla yıkaması vajene zarar verebilir kayganlaşmayı zorlaştırır.

Normal yani akıntısı olmayan bir kadının kendine has bir vajen kokusu vardır, bu kokuya ”kasolet” adı verilir ve bu koku erkeklere çekici ve cinsel uyarıcı gelir, bazı kadınlarsa tam tersini düşünür, erkeğin bundan rahatsız olacağı fikrine kapılırlar , bu gereksiz ve yersiz bir endişedir.Yapılmaması gereken bir şeyde o kısımlara sprey sıkmak veya parfüm sürmektir, hem oranın yapısını bozar hem de erkeğe acı bir tat verir.

Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık zarına zarar vermez.

Her aydaki gebe kadına da oral seks yapmanın ne bebeğe nede çiftlere zararı yoktur, eğer düşük veya heyecanın doktor tarafından yasaklandığı özel bir durum yoksa tabiiki.

Kişiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler.

Vaginismus

Vaginismus

Vajinismus vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve sonuçta penetrasyona izin vermemesidir. Yanlız cinsel işikide değil muayene, tampon gibi bazı durumlara da müsade etmez. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Hemen bütün yaş grubundaki kadınları etkileyebilir. Görülme sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni hastaların hekime başvurmada çekingen davranmalarıdır. Tahmin edilen her 100 kadından ikisinde bu duruma rastlanıldığıdır.

Vajinismusu olan kadınlarda cinsel arzu ve orgazm açısından genelde bir sorun yoktur. Bu kişiler cinsel ilişki dışında alternatif yöntemler ile orgazm yaşayabilirler. vajinismus ortaya çıkış şekline göre primer ve sekonder olarak 2 sınıfta incelenir. Primer vajinismusda kişi hayatında hiçbir başarılı cinsel birleşme yaşayamamışken, önceden normal bir cinsel hayatı olan kadınlarda daha sonra ortaya çıkarsa buna sekonder vajinismus denir.

Primer vajinismusun altında yatan en önemli sebep korkudur. Bilinçlatında yaşanan fiziksel ve ahlaki korkular kişinin cinsel birleşmeyi istemesine rağmen gerçekleştirememesine neden olur. Bu durum daha sonraki denemelerde kısır döngüye neden olur ve erkekde de erektil bozukluklara yol açabilir. Bir açıdan bakıldığında primer vajinismus FOBİ olarak kabul edilebilir. Vajinismusda yetersiz istek ve/veya ıslaklığın sağlanamaması söz konusu değildir. Partnere karşı olan isteksizlik ve disparonia’ya neden olan tüm faktörler sekonder vajinismusa yol açabilir.

Tedavide en faydalı yaklaşım çiftlere uygulanan psikoterapidir.
Bundan önce ise genel bir jinekolojik muayene altta yatan organik bir nedenin fark edilmesi ve tedavisinin sağlanması açısından önemlidir.Vajinanın plastik kanüller ile genişletilmesi, yapay kayganlaştırıcıların kullanılması zaman zaman fayda sağlayabilir. vajinismusun tedavisi jinekolojinin değil psikiyatrinin ilgi alanına girer.

Araştırmalar profesyonel yardım alan kadınlarda durumun
%80-100 oranında düzeldiğini göstermektedir. Pozitif sonuçları etkileyen önemli faktörlerden birisi de anksiyete yaratan bu durumun tedavisi esnasında eşinden glen ruhsal destektir. Hastaya bunun kadınlık ile ilgili olmadığı anlatılmalıdır.

Doğum hakimiyet haplarıyla alakalı doğru öğrenilen yanlışlar nasıl kullanılır, kimler kullanamaz?

Doğum hakimiyet haplarıyla alakalı doğru öğrenilen yanlışlar nasıl kullanılır, kimler kullanamaz?

Doğum hakimiyet hapı kullanmadan evvel Eczacı Ezgi Koçak’ın elmaelma.com için anlattığı ihtarlarına bir kulak verin deriz. link label

Continue reading “Doğum hakimiyet haplarıyla alakalı doğru öğrenilen yanlışlar nasıl kullanılır, kimler kullanamaz?”

Viagra nedir ? Kimler kullanabilir ? Kimler kullanmamalıdır ?

Viagra nedir ? Kimler kullanabilir ? Kimler kullanmamalıdır ?

Erektil Disfonksiyon (Penis sertleşmesi bozukluğu), 40 yaş üzeri her iki erkekten birinde görülebilen bir durumdur. Viagra (Sildenafil Citrate) bu sorunu ortadan kaldırmada yardımcı bir ilaçtır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1998 yılında FDA onayını almış ve pazara sunulmuştur.

Erektil disfonksiyon, bir erkek için son derece önemli ve hassas bir durumdur. Özellikle sağlık bilincinin tam gelişmediği toplumlarda kimseye söylenemeyen ve danışılamayan bir durumdur. Cinsel organın sertleşmemesi veya cinsel ilişki için yeterli süre sert kalamaması (empotans) değişik nedenlerle ortaya çıkabilir. Psikolojik nedenlerle olabileceği gibi bazı ilaç etkileşimleri veya damarsal sorunlar temelde yatabilir.

Penis sertleşmesi, bir erkeğin cinsel olarak uyarılması ile penise doğru kan taşıyan atardamarların genişlemesi ve daha çok kanı penisin süngersi dokularına taşıması ve penisten kanı geri götüren toplardamarlarında büzülmesi ile kanın penis içindeki süngersi dokularda göllenmesi ile başlar. Kan akımındaki bu kontrol, süngersi dokudaki endotel ve sinir hücrelerinden salgılanan NO (nitrik oksit) tarafından sağlanır. NO, atardamar duvarlarının genişlemesini sağlayan Siklik guanosine monofosfat (GMP) yapımını uyarır. Sidenfil Citrate (viagra) cinsel uyarı ile GMP yapımı arttığında devreye girer ve ortamdaki GMP’yi parçalayan enzimleri baskılar, GMP’nin etkinliğini arttırarak sertleşmeyi ve sertleşmenin uzun sürmesini sağlar.

Ciddi damar sorunları olan erkeklerde Viagra etkin olmayabilir.
Cinsel ilişkiden bir saat kadar önce alınması önerilen Viagra, yutularak alındıktan 30 dakika kadar sonra etkinliğini göstermeye başlar ve etkisi 4 saat kadar sürer. Viagra kullanan kişilerde vücudun diğer bölgelerinde de atardamarlarda genişlemeler olacaktır bu etki dolayısı nedeni ile baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir. Mutlaka uzman doktor önerisi ile kullanılması gerekir. İlacın diğer yan etkileri de; görmede bulanıklaşma, midede yanma, yüzde kızarma, burun akıntısı, ışığa karşı hassasiyettir. Yan etkiler doz yükseldikçe artmaktadır. Doz ayarlanması ve ilacın kullanımı hekim kontrolünde yapılmalıdır. Günlük önerilen dozu 50 mg.’dır. 25 mg. da yeterli olabilmektedir. Bazı kişilerde doz, 100 mg.’ye kadar, sadece doktor tarafından yükseltilebilir.

Özet:
Viagrayı kimler kullanmamalıdır
Nitrat içeren nitrogliserinli vs kalp ilaçlari kullananlar Vıagra kullanmamalıdır.
Tehlikeli şekilde tansiyon düşürebilir.
Çocuklar ve kadınlarda Vıagra kullanmamalıdır.
Viagra kullanmadan önce Check-up yaptırılmalıdır.
Erektil fonksiyon bozukluğunun nedeni bilinmelidir
Losemi, Akdeniz anemisi, myeloma gibi peniste ereksiyon olmamasına neden olabilen hastalıkları olanlar
Kullandığınız ilaçlarınızı doktorunuza bildirimelisiniz
Nasıl kullanılmalı
Doktor kontrolünde almalısınız
Günde 1 tane ve cinsel aktiviteden 30 dk. ile 4 saat arasında alınabilinir.

Bilinen yan etkileri
Baş ağrısı
Kızarma, kıpkırmızı olmak
Mide bozukluğu
Burun tıkanıklığı
İdrar yollarında enfeksiyon
Görüşte değişiklikler- mavi yeşil renklerde değişiklikler ışığa aşırı hassasiyet İshal

Kesinlikle yasak olduğu durumlar
1. Kalp krizi geçirenler, felc, inme, beyin kanamasi geçirenler, veya son 6 ayda hayati tehlikesi olanlar
2. Önemli düşük tansiyon veya yüksek tansiyon yaşayanlar
3. Kalp yetmezliği yaşayanlar veya kroner damar hastalıkları olanlar
4. “Retinitis pigmentosa” denen bir göz bozukluğu olanlar

Orgazm olmayı basitleştirecek pozisyonlar hangileridir?

Orgazm olmayı basitleştirecek pozisyonlar hangileridir?

Sıhhatli bir cinsel yaşam mutlu bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Çiftler cinsel ilişki sırasında birbirlerinden çok değişik temennilerde olabilirler, dolayısı ile rahat oldukları pozisyonlarda değişkenlik gösterebilir. Böyle gidişatlar için orgazm olmayı basitleştiren pozisyonları derledik. Sizde içinden size en uygun olacağını düşündüğünüz bir tanesini seçerek tecrübeleyebilirsiniz…

Jokey pozisyonu

Bayan üstte, erkekse alttadır ve bayan isteğine göre erkeğe suratı ya da sırtı dönük olabilir. Üstelik bu pozisyonda kamçı sizde, sürati yükseltmek isterseniz hakimiyet elinizde, dilediğiniz gibi artırabilirsiniz. İktidarın kendisinde olmasından, hükmetmekten beğenen bayanlar için birebir. Üstelik kendisini kadının seks kölesi olarak görmek isteyen erkek için de son derece iyi bir pozisyon.

Kelebek pozisyonu

Bu pozisyon misyonerin azıcık da farklı hali. Bayanın sırtı ve kalçası yatağın ayak ucundayken erkek ayakta kalıyor ve ilişkiye ayakta giriyor. Rahim boynunu uyarmak için ideal bir gidişat ve orgazmı basitleştirdiği de hakikat. Erkek çok derine inmese de vajina ön duvarından G noktasına erişiyor ve bayanı hayal ettiği orgazma kavuşturabiliyor.

Misyoner pozisyonu

Pozisyonların efendisi, en çok bu seçim edilir. Bayan sırt üstü uyur, erkek karın üstü kadının üzerinde yerini alır. Fakat bu pozisyonda daha mutlu olan taraf erkek. Zira bayan rahat hareket edemiyor ve usundan geçen her şeyi yapamıyor. Penisin vajinanın derinliklerine daha rahat erişebilmesi sebebiyle tatmin edici evet ama bazı bayanlar için sıkıcı olabiliyor. Orgazm oranı ise yüksek. Yeniden de erkeğin eforunu bütün kullanmasını gerektiren bir pozisyon olduğundan erkek için yorucu. Genç erkekler için daha uygun bir pozisyon olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca erkek, bayanı rahatça öpebildiği için her iki taraf da mutlu olabiliyor.

İkinci misyoner pozisyonu

Misyonerden değişik olarak bayan, bacaklarını erkeğin omzuna kaldırıyor. Bu pozisyonda penis vajinanın daha derinine temas edebiliyor ve böylece G noktası uyarılıyor. Erkeğinse hareketleri daha rahat bir hale geliyor fakat uzun sevişmeler için uygun olmayabiliyor zira erkek genelde seri orgazm oluyor.

X pozisyonu

Azıcık karışık bulunan bir pozisyon bu. Bayan ve erkek surat surata duruyor. Bacakları makas örneği iç içe geçiyor. Misyonerin yan yana uyunarak yapılanı gibi diyoruz kısaca. Elastik bedenler için uygun bir pozisyon olduğunu söylemekte fayda var. Zira hareket marifetini azıcık kısıtlıyor ve böylece penis vajinayla temasta zorlanıyor.

Makas pozisyonu

Mutfak tezgahının aksine burada hakimiyet bayanda oluyor. Erkek sırt üstü uzanıyor ve dizlerini büküyor. Bayansa ata biner gibi bir bacağı erkeğin kalçasının bir tarafında, öbür bacağı da erkeğin bacaklarının arasında kalacak biçimde oturuyor. İlişkinin sürati, derinliği, baskının ölçüsünü tamamen bayan tanımlıyor.

Erkeğin arkada olduğu pozisyon

Bu pozisyon erkeğin güzeline gidiyor ama bayan için rahatsız edici oluyor. Zira yumurtalıklara fazla baskı oluyor ve bu da rahatsız edici hatta sızılı olabiliyor. Erkeğin kadının arda geçerek ilişkiye girdiği bir pozisyon.

Kaşık pozisyonu

Hep diyoruz ya kadının sevişmede hoşlanıldığını sezmesi gerekli. Zira daha duygusal diye, işte bu pozisyon bütün de bayana göre. Bayan ve erkek yan yana uyuyorlar. Her ikisi de aynı doğrultuya doğru bakıyor. Erkek, bayana arkadan yanaşıyor. Orgazm açısından en ergonomik pozisyon değil ama sarılarak ilişkiye girmekten sevenler için birebir. Erkeklerse bu pozisyonu azıcık yumuşak buluyorlar ve azıcık da basitçi.

Ayakta

Bayanın zevk aldığı bir pozisyon bu zira hem sıkı bir sarılma var hem de penisin vajinaya ulaşımı bütün. Bayan ve erkek surat surata duruyor. Bayan bacaklarıyla erkeği sarıyor ve duvara dayanmış oluyor. Adaleli erkekler için ve partnerini zorlamaya bayılan bayanlar için gözde pozisyonlardan biri. Kısa müddet sonra efor kullanımından bacaklar titremeye başlıyor ve adrenalin yüksek kalıyor. Erkek eforsuzsa düşme olasılığını göz önünde bulundurmakta fayda var.

Aynı hizada ilişki

Misyoner pozisyonuyla başlayan ilişkide erkek, kadının içine girdikten sonra kadının bacaklarını, kendi bacaklarının hizasına getirmesine izin veriyor. Daha sonra bedenini hafifçe ileri geri kaydırarak ilişkiyi sürdürerek klitorisi uyarıyor.

Mutfak tezgahı

Fantezilerin girizgahı olarak kabul ettiğimiz bu pozisyonda da bayan sırtı üstü tezgaha ya da masaya uzanıyor ve erkek ayakta kalarak ilişkiye giriyor. Hakimiyet erkekte kalıyor ve erkek, kadının derinine inebildiği için orgazm basitleşiyor. “Aperatif orgazm” desek yeridir.  

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Kadınlar seksi nasıl yaşıyor ?

Erkeklerin cinsel yaşamdan beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku ve eğer mümkünse ufak tefek oyunlar… Oysa kadınlar için durum biraz daha karışık, çünkü kadınlar seksi çok daha farklı boyutlarıyla yaşamanın peşinde…

Cinsellik hem erkekler, hem de ka­dınlar için hayatın vazgeçilmez bir parçası… Ancak bu, iki cinsin seksi aynı şekilde yaşadığı anlamına gelmiyor. Erkekler için cinsel hazzın temelinde biyolojik bir ihtiyacı karşılama ve rahatlama içgüdüsü ağır basarken ka­dınlar, bambaşka duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Yani toplumsal önyargı­ların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde cinsel ilişkide klasik kalıp­larla yetinirlerken, kadınlar ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcıyor, hayatlarının her alanı gibi cinsel yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir bütün olarak görüyorlar. Üstelik bu sıra­lardan bazıları, yüzyıllardır devam eden ve her toplumda kabul gören birtakım basma­kalıp düşünceleri de yalanlıyor. İşte kadın­ların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve bilinmeyen gerçekler…

Daha fazla hareket istiyorlar
Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve tutkulu bir cinsel yaşam yolunda daha fazla çaba gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok görenler bile var. Onlar için asıl olan, cinsel birleşme ve boşalma anı. Oysa kadınlar için cinsel birleşmenin öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar büyük önem taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha açık, farklı tatlar alabilecekleri, değişken bir cin­sellik arayışı içindeler. Zaten uzun vadeli ilişkilerde ister istemez monotonlaşan cin­sel hayatı yeni bir heyecan dalgasıyla ta­zelemek için çaba gösterenler de çoğun­lukla kadınlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, küçük sürpriz­ler, yeni fanteziler… Genellikle bu tarz fi­kirlerin arkasında erkekleri bulmak pek mümkün değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla yetiniyor ama daha durağan, daha klasik ve daha tek renkli bir cinsel hayattan da şikayet etmiyorlar. Yani kadınlar için seks, erkekler için olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Evli kadınlar da seksi seviyorlar; Evliliğin aşk­la birlikte cinsel zevki de öldürdüğü yolun­daki bütün tezler palavra… Evli kadınların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Kocalarının onlara hep aynı tutkuyla sarılmasını, yıllar sonra bile ilk sevişmenin heyecanıy­la sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve tutkunun sürmesini isti­yorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki kadını nikaha kadar elinde tutmak ve etkilemek zorunda hissetse bile, nikahtan sonra gevşiyor ve ilişkiyi cinsellik de dahil her yönden boşluyor. Evliliğin kaçınılmaz olarak rutinleşme tehlikesine düştüğü dönemlerde bunu fark eden ve durumu değiştirmek için çaba gös­teren genellikle kadın oluyor. Ancak tabii ki bu tek taraflı çaba yeterli değil ve ilişki­nin her açıdan olduğu gibi cinsellik yönün-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi ka­çınılmaz. Yine de ne olursa olsun kadınla­rın evlenince yatakta tembelleştikleri ya da evli kadınların seksi sevmedikleri düşüncesi son derece yanlış…

Cinselliği aşkla birlikte yaşamak istiyorlar
Pek çok kadının hayatında en az bir adet tek gecelik ilişki, sadece fiziksel çekimden yola çıkılarak yaşanan bir cinsellik, salt be­densel hazları tatmin uğruna gerçekleşen bir sevişme vardır. Ancak bütün bunlar, ka­dınların cinselliğe duygularını da karıştır­dıkları gerçeğini değiştirmiyor. Onlar için aşk, paylaşım, şefkat ve ilgi “mükemmel teknikten” önce geliyor. Cinsel tatmin an­cak duygusal tatminle bütünleştiğinde anlam ve değer kazanıyor. İster yeni başla­yan bir ilişkide olsun, ister yıllardır süren bir beraberlikte, her kadın cinselliği yaşa­dığı erkek için özel olmak ve onda hayranlık uyandırmak istiyor.

Kadınların çok bü­yük bir kısmı, hatta savunma mekanizma­larını çalıştırıp aksini iddia edenler bile sek­si sadece seks olarak görmeyi başaramı­yor, özellikle ilk sevişmeden sonra ciddi bir beklenti içine giriyor, erkekler gibi rahat rahat kapıyı arkalarından çekip çıkamıyor, o en mahrem anların izlerini üzerlerinde taşıyorlar. Karşı tarafın bakış açışı farklı ol­duğu zaman da hayal kınklığına uğruyor, acı çekiyor ve bunalıma sürükleniyorlar. Onlar için nitelik nicelikten önce geliyor: İş­te kadınlarla erkeklerin sekse bakış açıları arasındaki en büyük farklardan biri… Er­kekler nasıl ki yemek konusunda pek seçi­ci davranmıyorlarsa, yatakta da önlerine her konanı “yiyebiliyorlar.” Ama bugüne kadar kaç kadınla birlikte oldukları, cinsel tatmin ve erkekliğin ispatı açısından büyük önem taşıyor. Kadınlarsa tam aksine nite­likten çok niceliğe önem veriyorlar. Erkeklere has “Ne sevişsem kar…” düşüncesinin yerini kadınlar da “Bir kere olsun, tam ol­sun” fikri alıyor. Tatmin edici olmayan, hiç­bir anlam ifade etmeyen, özelliksiz ve tat­sız seks, kadınların tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Yani onlar için sayı değil, ka­lite belirleyici… Haftada bir kere gerçekle­şen, ama fantezilerle zenginleştirilmiş, renk­li, eğlenceli ve yaratıcı bir sevişmeyi her gün yaşanan yavan, sıradan, öylesine bir cinsel ilişkiye bin kere tercih ediyorlar.

Seks hakkında konuşmaktan korkmuyorlar
Cinsellikten söz etmenin erkeklere has bir özellik olduğu düşüncesi de bir başka yan­lış düşünce… Çünkü arkadaşlarla biraraya gelince cinsel içerikli espriler yapmak, bel­den aşağı fıkralar anlatmak, dünyaca ünlü bir seks ilahesini çok beğendiğini ve onunla bir gece birlikte olmak için her şeyi yapabileceğini söylemek ne yazık ki seks hak­kında konuşmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan gerektiğinde sorunlardan bah­sedebilmek, onları çözmeye çalışmak, is­tekleri ve şikayetleri dile getirmek, gerek­tiğinde bazı değişiklikler yapmaya cesaret edebilmek… Bunu da erkekler değil, kadın­lar yapıyor. Onlar cinsel hayatlarını gözden geçirme, kendilerini eleştirme, duygularını ve beklentilerini dile getirme, yani genel olarak seksten bahsetme konusunda çok daha cesurlar.

Erkeklerse arkadaşlarıyla konuşurken aslan kesildikleri, cinsellik hak­kında atıp tuttukları halde iş ikili ilişkiye geldiğinde, yani bu konuyu sevdikleri ve ya­taklarını paylaştıkları kadınla konuşmaları söz konusu olduğunda tuhaf bir biçimde suskunlaşıyor, içlerine kapanıyor ve bu tip konuşmaları gereksiz bulduklarını belli eden hareketler yapıyorlar.

Cinsel birleşme sırasında bedende neler olur ?

Cinsel birleşme sırasında bedende neler olur ?

Erkek cinsel olarak uyarılınca penisi dikleşir. Penise kan akışı artarken ka­nın penisten çıkışı önlenir. Dolayı­sıyla, iki kavernöz cisimcikteki ve sungersi cisimcikteki sungersi doku­lar kanla dolar, gerginleşir ve sertle­şir. Sertleşmenin sürmesi için peni­sin tabanındaki küçük kaslar da rit­mik bir biçimde kasılır.

Uyarma arttıkça cinsel heyecan artar ve erkek orgazmın yaklaştığını fark eder. Artık bir-iki saniyede boşalmanın gerçekleşeceği, “boşalma­nın kaçınılmazlığı” evresine girilir. Testislerdeki ve sperma kanalındaki kaslar kasılarak meniyi üretradan dı­şarıya pompalamaya hazır konuma geçer. Üretradan idrar çıkışı durdu­rulur. Prostat bezinden ve seminal keseciklerden çıkan sıvı sperme ka­rışarak meniyi oluşturur ve meni üretranın üst bölümünde toplanır. Orgazm geldiğinde kasların kasıl­masıyla meni üretradan itilerek pe­nisten dışarı fışkırır.

Orgazmdan sonra, erkeğin cinsel uyarıya yanıt vermediği bir evre var­dır. Yanıtsızlık dönemi adı verilen ve süresi kişiden kişiye çok farklı olabi­len bu dönem birkaç dakikayla bir­kaç saat arasında değişebilir. Penis sertliğini yitirir, beden gevşer ve sık­lıkla güçlü bir uyuma isteği oluşur.

Kadında cinsel uyarılma klitorisin ve vulvanın şişmesine ve kayganlaşmasına yol açar. Bu yolla vajina ağzı penisin girişini kolaylaştırır ve kadı­nın alacağı hazzı artırır. Rahim de büyüyüp yükselerek rahim boynunu penisin yolundan uzaklaştırır. Vaji-nanın üst bölümü balonlaşır. Or­gazm sırasında vajina ve rahim kas­ları ritmik olarak kasılır. Bazı kadın­larda üretradan az miktarda, idrar ol­mayan bir sıvı da atılır. Bunun erke­ğin boşalmasının kadındaki eşdeğe­ri olduğu düşünülüyor. Kadınlarda mutlaka biryanıtsızlık dönemi olma­sı gerekmez ve bazı kadınlar birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilir.

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Erkek ve kadın cinselliği

Cinsel sorunların çoğu eşlerin farklı hızda ve tarzda yanıt vermele­rinden ya da cinsel uyarılmaya yanıt verememelerinden kaynaklanır. Er­kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi cinsel açıdan engellenmişlik duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve reddedildiği duygusuna kapıla­caktır. Kadın cinselliğe karşı ilgisiz-se, sevişmekten kaçınabilir ya da ye­terince uyarılmadığı için cinsel ilişki­nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu durumda eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini başarısız hisse­der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen yanıt verdikleri, oysa kadın­ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici sözler in­sanların cinsel ilişkilerindeki karma­şıklığı ve farklılıkları aşırı basite indir­giyor; kendisinin ampule benzeme­diğini düşünen birçok erkeği de in­citebilir! Aslında cinsel dürtünün ka­dında daha fazla olduğu birçok çift vardır.

Geçmişte cinsellik üzerine birçok araştırma yapıldı; bunların en ünlü­leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte cinsel aktivitenin erken yaşlarda doruğa ulaştı­ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu dönemde erkeğin haftada ortalama beş orgazm yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er­kekte bu oran haftada iki-üç orgaz­ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik­çe giderek azalıyor.

Buna karşın, sonuçlar kadınlarda cinsel aktivitenin yirmili yaşların so­nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa ulaştığını ve gerek artış hızının, ge­rekse yaşla azalma hızının erkekler­den çok daha yavaş olduğunu dü­şündürüyor. Ayrıca kadınlarda âdet kanamaları, doğurganlık, gebelik ve menopozun önemli rol oynadığı çok daha karmaşık bir cinsel yaşam var­dır.

“Genel bir davranış kalıbı” bu­lunmasına karşın, bütün araştırma­larda insanların çoğunun ortalama­dan çok farklı olduğu, yıllarca boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kez uyarılan kadınlar bulunduğu gö­rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kez boşalan erkekler yanında, ya­şamları boyunca yalnızca birkaç kez uyarılmış kadınlar da var. Gerçek şu ki, bu “genel davranış kalıbına” uy­gun olup olmamaktansa, kendi cin­selliğinden memnun olmak çok da­ha önemli.

Dinsel ve kültürel inançlar kişile­rin cinsellik karşısındaki tutumların­da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları davranışlarda son derece önemli, belirleyici bir rol oynuyor. Kişi bir davranışın (örneğin kendi kendini tatmin [mastürbasyon]) za­rarsız olduğunu bilse bile, duygusal olarak yine de suçluluk ve pişmanlık duyabiliyor.

Yaklaşık bir kuşak önce cinselliğe erkeklerin kadınlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er­keğin mastürbasyon yapması, cinsel ilişkileri başlatması, hatta para öde­yerek seks yapması çok daha hoşgö­rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga­sıyla ve kadın haklarının ve kadın so­runlarının kabul edilmesiyle kadın cinselliği çevresindeki tabular kalktı ve artık cinselliğin kadınlarda da er­keklerdeki kadar önemli olduğu bili­niyor. Günümüzde kadınlar kendile­rinin de cinsel istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve cinsel fanteziler kurduklarını kabul etmeye daha yatkınlar. 1981 yılında gerçek­leştirilen bir araştırmada görüşme yapılan kadınların yüzde 73′ü 20 ya­şından önce mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı araştırmacıların 15 yıl önce, 1966 yılında gerçekleştir­dikleri benzeri bir araştırmada bu ra­kam yalnızca yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan kadın sayısı mı artıyor, yoksa artık kadınlar bundan daha kolay mı söz edebiliyor?

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Çiftler hangi sıklıkla sevişiyor

Araştırmaların çoğu, bütün yaş grup­larında ortalama haftada iki ya da üç kez sevişmenin çok yaygın olduğu­nu gösteriyor. Bununla birlikte, genç çiftlerde ve birlikte yaşayan ama evli olmayan çiftlerde cinsel aktivitenin daha yoğun olduğu, ama ikinci yıl­dan sonra hem evli çiftlerde, hem de birlikte yaşayan çiftlerde giderek azalma eğilimi gösterdiği anlaşılıyor. Bazı dinlerde ve kültürlerde âdet ka­naması sırasında cinsel ilişki yasaktır. Ayrıca gebelik, çocuk büyütme, aile sorunları ya da işteki gerilimler gibi olaylar da cinsel ilişki sıklığını etkili­yor. Bir deyişe göre bir çift birliktelik­lerinin ilk beş yılında bir kavanoza her sevişmede bir metal para atsa ve beşinci yıldan sonra her sevişmede kavanozdan bir metal para alsa, ömür boyu birlikte yaşasalar bile ka­vanoz hiç boşalmazmış